Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Araştırmalar Türkçe

Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Sitesini bağlamaz.

Sivas Katliamı : Alevilerin Kanayan Yarası

Yazdır PDF

aaa_koylu.gif
Ali Yıldırım

I. KANLI SİVAS’TAN OZANLAR ŞEHRİ’NE

Pir Sultan kızıydım ben de Banaz’da
Kanlı yaş akıttım baharda yazda
Dedemi astılar KANLI SİVAS’TA

Darağacı ağlar Pir Sultan deyü

Pir Sultan Abdal’ın tarihsel duruşundan mıdır nedir bilinmez yakın zamana kadar Sivas denilince akla Pir Sultan ve Alevilik gelirdi.

Ne var ki Sivas Alevilerin nazarında Pir Sultan’ın asıldığı şehir olarak pek makbul bir sicile sahip değildir. Yine de Aleviler bu olayı bir kan davasına dönüştürmemişler, iktidar mensupları ile Sivaslı sıradan insanı ayırmışlar ve Sivas’a “ozanlar şehri” olarak sahip çıkmışlardır. Hatta yetiştirdiği ozanlar dolayısıyla Sivas’ın ayrıcalıklı, özel bir yeri vardır denilebilir. Nasıl olmasın ki Ağahi, Aşık Veli, Ali İzzet, Aşık Veysel, Kemter ve daha niceleri... Sivas toprağında yetişmemiş miydi?

Sivas şehri’nin kara tarihi/talihi cumhuriyetle bir parça dönmüştür. Çünkü Sivas köhne Osmanlı’nın yerine kurulan genç Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı yerlerden biri olmuştur. Bundan dolayıdır ki Sivas Şehri demokrat ilerici kimliğiyle bilinmiş, anılmıştır.

Devamını oku...

Alevi Kimliği: Bir Anketin Sonuçları...

Yazdır PDF

aaa_kemence.gif
İsmail Kaplan, Köln
(Alevilerin Sesi Genel Yayın Yönetmeni)

Ekim 1995 den Aralık 1999 a kadar, Alevi derneklerinde yapılan dizi seminerlerde10 ayrı şehirde, isteyenlerle ortak Alevi değerlerini tesbit etmeyi amaçlayan bir anket uygulandı. Her seminerde bu anket uygulanmadı. Anketin uygulandığı şehirler ve uygulanma tarihleri şöyle: Hamburg (11.10.95), Oberhausen (21.10.95), Bremen (22.11.95 ve 4.4.97), Köln (12.1.96 ve 19.10.96), Neumünster (22.3.97), Lübeck (8..6.97), Miltenberg (20.9.98), Wuppertal (27.2.99), Lauenburg (21.3.99) ve Lichtenfels (13.6.99).

Bu seminerler Alevi dernekleri tarafından düzenlendi ve duyuruldu. Seminerlere katılım isteğe bağlı olarak gerçekleşti. Seminerlere katılanlar arasında, bazı derneklerde gençlerin bazılarında ise yetişkin ve yaşlıların ağırlıkta olduğu görülüyordu. Çoğu şehirde kadın katılımcılar, yarıdan daha az bir orandaydılar.

Seminerlerin başlangıcında; tek soruluk bu anket tanıtılarak katılanlardan isteğe bağlı olarak ankete isim yazmadan katılmaları istendi. Bilimsel iddiası olan bir anket için gerekli olan yaş katagorisi, cinsiyet gibi temel sorular, asıl amacın “Alevi öğretisi” üzerine seminer olması nedeniyle sorulmadı. Anket sadece yan bir ürün olarak izleyicileri ısındırmayı ve ilgileri üzerine genel bir bilgi edinmeyi amaçlıyordu. Seminerlere katılanlardan açıktan anket yapmak istemeyen olmadı. Ama değişik nedenlerden dolayı; örneğin; görevli olanlardan ve seminerlere geç gelenlerden bazı kişilerin anket kağıtları almadıkları görüldü. Ankete katılanlardan 390 kişi anket kağıtlarını cevapladı. Geri verilen anket kağıtlarının değerlendirilmesi sonucunda, Alevi kimliğinin odaklaşmasına ilişkin ilginç bulgular ortaya çıktı.

Devamını oku...

Avrupadaki Cemevlerinin Sorunları

Yazdır PDF

aaa_sahkulu.gif
Şenay Kaya 

Özellikle son on yılda Avrupa’nın hemen hemen her tarafında Cemevleri açılmaktadır. Alevi insanı asırlardan beri özlemini çektiği kültürünü, inancını yaşayacağı, örf, adet, gelenek ve göreneklerini uygulayabileceği bir Cemevi´ne gereksinim duymaktadır. Osmanlı döneminde yapılan zulümler yetmezmiş gibi çağımızda da Maraş, Çorum, ve buna benzer olaylarla saldırılara maruz kalan Aleviler, artık yapılanlara karşı bir şeyler yapılması gerektiği bilincine varmışlardır. Sivas’ta yapılan saldırı da Alevi örgütlenmesini hızlandırmış, güçlendirmiştir. Geçmişte olduğu gibi yaşanılan zulümler, kıyımlar, saldırılar karşısında çaresiz kalarak değil, kendilerini daha iyi bir şekilde koruyabilmeleri için örgütlenmenin gerektiğini anlayan Aleviler, artık günümüzde sünni kardeşleri gibi eşit haklara sahip olabilmenin mücadelesini vermekte kararlıdırlar. Avrupa'da yapılanma süreci içerisinde olan Cemevleri’nin çeşitli sorunları vardır.

Devamını oku...

Burgaz'da Cem

Yazdır PDF

aaa_menekse.gif

Murat Küçük

Bir Lodos’u poyrazı değişmedi Burgaz’ın. Yoksa ne kaldı geriye! İskete kuşları senelerdir uğramıyor. Rumlar çoktan gitti! Bir zamanların İstanbullu bıçkın delikanlısı Papaz Andrea, şimdi on altı kişilik cemaatiyle başbaşa! Güngör Yıldırım’ın, adanın bir ucundaki evinde kaldığımız akşam kopan fırtına ağaçları devirdi, tenteleri savurdu. Sabah, yağmur ve toprak kokularıyla iskeleye inerken uçmuş çatılar gördük.

Güngör Yıldırım, Burgaz’da yaşayan üçüncü kuşak bir Erzincan’lı! Dedesi, Erzincan’ın Hınzoru köyünden gurbete çıkıp Burgaz’ı mesken tuttuğunda, adada hep Rumlar yaşarmış. Akşam olup hava karardı mı gaz lambaları yakılır adanın sokakları böylece aydınlatılırmış. Yıllar boyunca bu işi yapmış. Sonraları tutmuş çocuklarını da getirmiş. Ve bahçelerde, inşaatlarda çalışıp ekmek paralarını çıkartmışlar.

Sait Yıldırım, adaşını adanın bir köşesinde yaşayan “garip bir adam” olarak hatırlıyor: “Siyah bir köpeği vardı. Köpeğin boynuna ufak bir zembil takar, bir de kağıt iliştirirdi. Hayvan, Karamanlı Niko’nun bakkal dükkanında alırdı soluğu. Niko kağıdı okur, artık gazete mi ne istiyorsa zembile takar, köpek koşarak alır getirirdi Sait Faik’e...”

O zamanlar on dört yaşındaymış ve bilmezmiş “meşhur bir yazar” olduğunu. Öldüğünde cenazesi ?işli’den kalkmış. Kalabalık bir tören yapıldığını yazmış gazeteler. Anlamışlar ki, adı Sait Faik’miş, yazarmış!

Devamını oku...

Nüfus Cüzdanlarındaki Din Bölümü Ve Türk Muhafazakarlarının Bilinçaltı

Yazdır PDF

aaa_daire.gif
Aykan Erdemir

MERNİS (Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi) projesi çerçevesinde yenilenecek nüfus cüzdanlarının niteliği üzerine yapılan tartışmalar 2000 yılının Ağustos ayında Türkiye’deki siyasi gündemi oldukça hareketlendirmişti. Ne yazık ki bu kısır siyasi polemikler karşısında, yurttaşlar örgütlü ya da bireysel olarak tepkilerini ve görüşlerini yeterince dile getir(e)mediler. Kanımca, kimlik kartlarıyla ilgili kararların, devletin tekelindeki bir asayiş yöntemi üzerine siyasilerin teknik tartışmaları olarak görülmesi bu sürecin yurttaş denetimi dışına kaçırılmasında etkili oldu. Bu yazıyla hem yurttaşların kendilerini doğrudan ilgilendiren bu düzenlemelerde söz sahibi olmaları yolunu açmak, hem de bu sürecin Türk muhafazakarlarının bilinçaltıyla ilgili bizlere sunduğu ipuçlarını paylaşmak istiyorum.

Devamını oku...

Kızılbaş Alevi Ocakları Hakkında Tartışmalar: Derviş Beyaz Ocağı İle Kureyşan Ocağı Farklıdır!...

Yazdır PDF

Ali Yaman
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bilindiği üzere özellikle geçtiğimiz son on yılda Alevilik konusuna, hem Alevilerin hem de Alevi olmayan toplulukların yoğun ilgi gösterdikleri görülüyor. Bu ilgiye paralel olarak kitaplar ve dergiler yoluyla Alevi kimliğinin yeniden inşa edildiği söylenebilir. Bu çok karmaşık yeniden inşa süreci yeni bilgiler edinilmesine yol açtığı kadar, varolan bilgilerin sorgulanmasına ve çeşitli tartışmalara da neden olmaktadır.

Aleviliğin temel kurumlarından Dedelik kurumu Ocak sistemi şeklinde örgütlenmiştir. Dede aileleri belli ocaklardan soy yoluyla gelirler. Her ocağın Dedeleri ve Talipleri bellidir. Normalde hem Talipler hem de Dedeler arasında farklı ocaklara geçişkenlik sözkonusu değildir.

Ocakların iç yapılanması bakımından en önemli konulardan biri de onların meşruluğunun önemli göstergelerinden olan şecereler konusudur. Şecereler önemli birer üstünlük göstergesi olarak Dede aileleri arasındaki üstünlük tartışmalarında en önde yeralırlar. Dedeler şecereleri olmakla övünürler, olmayanlara yönelik meşruiyet sorununu gündeme getirebilirler.

Devamını oku...

Tahtacılarda Adaklar

Yazdır PDF

aaa_kaz_ayagi.gif
Rıza Yetişen

-Bu bölüm Rıza Yetişen’in İzmir, Narlıdere’de 1986 yılında yayınladığı Tahtacı Aşiretleri (Adet, Gelenek ve Görenekleri), adlı kitaptan alıntı yapılmıştır. Sayın Yetişen’in bu çalışması Tahtacılarla ilgili en önemli çalışmalardandır.- (s. 67-68.)

ADAKLAR

Bu bölümde önce bazı köy adetlerini ve inançlarını anlatacağız: Bunlar da adak ve kurbanlardır. Yurdun her tarafında olduğu gibi burada da çok kederli veya çok sevinçli anlarda, daha ziyade hastalık olduğu zaman (mesela, çocuğun iyi olsun bir katmer, bir pişi, lokma veya bir horoz adağım olsun gibilerde) bir adak adanır. Bu adak çoğunlukla civardaki yatırlardan veya ulu tanınan eski şahsiyetlerden birine, mesela İmam Hüseyin, Abdal Musa, Hamza Baba, Külfeli (Külahlı) Baba gibi bir büyüğe ithaf edilerek onun maneviyetinden şifa veya yardım niyaz olunur. Adak daha ziyade kadınlar tarafından adanarak, erkekler de bunu ne pahasına mal olursa olsun kabullenir; yani erkek bu adağı herhangi bir müsait zamanında yerine getirmeyi iş edinir.

Devamını oku...

Sayfa 7 / 15

You are here: Araştırmalar Türkçe Araştırmalar