Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Araştırmalar Türkçe

Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Sitesini bağlamaz.

Kızılbaş Alevilerin Düşkün Ocağı Hıdır Abdal Sultan

Yazdır PDF

Ali Yaman (İstanbul Üniversitesi)

Anadolu Kızılbaşlarının tek Düşkün Ocağına adını veren Hıdır Abdal Sultan, Anadolumuzun büyük erenlerinden Karaca Ahmed Sultan’ın oğludur. Bilindiği üzere Karaca Ahmed Sultan “Gözcü” olarak nitelendirilir. Şüphesiz Karaca Ahmed Anadolu’ya yerleşen kolonizatör dervişlerdendir. Karaca Ahmed Sultan’ın İstanbul, Manisa ve Afyon’da makamları bulunmaktadır. Karaca Ahmed Sultan’la ve Hıdır Abdal Sultan’la ilgili yapılmış en kapsamlı çalışma Mehmet Yaman’a aittir. Ancak ben yapılacak arşiv taraması ve kaynak incelemesi ile daha fazla bilgi elde edilebileceğini sanıyorum.

Hıdır Abdal’a ilişkin ayrıntılı bir biyografik bilgiden maalesef yoksunuz. Bu durum ne yazıkki Anadolu’nun kolonizasyonu devrinde yaşamış bir çok abdal, baba, dede lakaplı dervişler bakımından da böyledir. Ancak Anadolu’nun bu dönemlerine ait tüm veri yetersizliklerine rağmen varolan bilgilerden bu döneme ilişkin bilgiler elde edilebiliyor. Tek tek bütün Anadolu erenlerinin yaşamlarının ayrıntılarını öğrenemesek de, o dönem gelişmelerini anahatlarıyla bilmemiz, en azından varolan bilgiler ışığında bazı varsayımlarda bulunabilmemiz mümkün oluyor.

XIII. yüzyılda Anadolu’da faaliyette bulunan Baba İlyas, Hacı Bektaş-ı Veli, Emirci Sultan, Dede Garkın ve Sarı Saltuk gibi oldukça nüfuzlu şeyhler bulunmaktaydı. [Bu şeyhlerin güçlerinin boyutunu anlamak için Babailer isyanı (1240) ve sonrasındaki gelişmeleri anımsamak yeterli olacaktır]

Devamını oku...

Hacı Bektaş Veli'nin Yaşadığı Tarihsel Ortam

Yazdır PDF

Baki Öz (Araştırmacı Yazar)

1. Giriş:

Hacı Bektaş Veli’yi yaratan ve “Hacı Bektaş Veli’ye XIII. y. yılın ürünüdür” dedirten tarihsel koşulları ve bu dönemin Ortadoğu, Anadolu ortamını, yaşantısını ana çizgileriyle görelim. Şuna inanıyoruz; Hacı Bektaş’ı anlamak, ancak XIII. y. yıl Ortadoğu ve Anadolu koşullarını, yapısını tanımakla mümkün olacaktır. Hacı Bektaş’a, inanç- düşünce- eylem bağlamındaki hareketine, çizgisine çağı ve ortamı gözönüne alınarak bakılması durumunda Hacı Bektaş olgusu bir somutluk, bir gerçeklik kazanabilecektir.

Olgunun bir başka yanı da şudur: Hacı Bektaş; çağına damgasını vuran, ortamını yaşanılabilir duruma getirmek için çözümler üreten, arayışlar içerisine giren, koşulları toplumun yararı doğrultusunda değiştirmek için zorlayan biridir. Sulucakarahöyük’teki küçücük topluluğunu yapılandırışında bunları görüyoruz. O, düşündüğü ideal toplum için Sulucakarahöyük topluluğunu model almış, bu modeli Anadolu geneline yaymaya çalışmıştır. İşte Hacı Bektaş’ı bir birey olmaktan çıkarıp, günümüze kadar kalıcı kılan bu yanıdır. İşte bu nedenler Hacı Bektaş olgusunun tarihsel dönemini, çağını, ortamını, koşullarını ön plana çıkarıyor, bilinmesini gerekli kılıyor. Çünkü, Hacı Bektaş Veli bir XIII. y. yıl Anadolu ürünüdür. Acaba nasıldır XIII. y. yıl Anadolusu ? . .

Devamını oku...

Değişim Sürecinde Alevilik

Yazdır PDF

“Değişimin doğasını anlamak şimdi çok daha
zordur; çünkü bir zamanlar çok belirgin olan işaret
ve sinyalleri artık alamıyoruz. Attan inip arabaya
binmek mekanize ulaşım çağının gelmiş olduğunun çok
belirgin bir göstergesiydi. Şimdi ise değişim havadaki
saydam nabız atışlarının içine gizlenmiştir, göze görünmüyor.
Geçmişe geri çekilme çağrıları şaşırtıcı değildir. Ama geriye dönmek
için zaman artık çok geçtir. Çok şey biliyoruz. Yeni yol, bizim kararlı
ya da kararsız olmamıza bakmadan önümüzde uzanacaktır”.

—Jennifer James (Gelecek Zamanda Düşünmek, çev. Zülfü Dicleli, İst. 1997, s. 11.)

İnsanın “oluş” halinde bir varlık oluşu, “değişim”in ontolojik temelini teşkil etmektedir. İnsan, hem bir bütün halinde kendisi sürekli değişmektedir; hem de bu “oluş” sürecini sürekli değişen bir “ortam”da gerçekleştirmektedir. Bir başka ifadeyle, insan, değişimin hem süjesi, hem de objesidir. Ne var ki, insanın bu değişimin farkına varabilmesi pek kolay değildir. Tıpkı, hem kendi ekseni etrafında, hem de güneşin etrafında hızla dönen bir yerkürenin üzerinde yaşamamıza rağmen, dünyanın bu hareketlerinin farkında olmayışımız gibi. İşin ilginç yanı, insanlar asırlar boyu, güneşin dünyanın etrafında döndüğünü zannetmişlerdir. Dünyanın kendi ekseni etrafında dönerkenki hızı, ekvatorda saatte 1674 kilometredir; güneş etrafındaki hızı ise saniyede 29.8 kilometredir.

Devamını oku...

"BEKTAŞİLİK TETKİKLERİ"ne Sunuş

Yazdır PDF

PROF. FUAD KÖPRÜLÜ’NÜN, F. W. HASLUCK’UN “BEKTAŞİLİK TETKİKLERİ” ADIYLA YAYINLANAN ESERİNE YAZDIĞI SUNUŞ YAZISI *

Prof. Fuad Köprülü

Anadolu’nun tarih ve etnografisine ait tedkikatın, yalnız memleketimizde değil Avrupa’da da ne kadar mahdut ve ne kadar ibtidai bir halde bulunduğu malumdur. “Ramsay”, “Luschan”, “Jacob” ve daha son zamanlarda “Menzel”, “Hasluck”, “Gordlevski”, “Babinger” gibi bazı müdekkiklerin mesaisine rağmen, bu geniş sahanın henüz tamamiyle bakir olduğunu söyleyebiliriz.Bu hususta yapılacak ilmi tetebbuların müsmir olabilmesi için nasıl bir usül takibi icab ettiğini ibtida 1922’de MOG Mecmuası’nda intişar eden “BEMERKUNGEN ZUR RELİGİONSGESCHİCHTE KLEİNASİENS” ünvanlı bir makalemde kafi derecede izah etmiştim.Bundan sonra 1923’te Paris’te toplanan Beynelmilel Dinler Tarihi Kongresi’ne arzettiğim “Bektaşiliğin Menşe’leri “ adlı muhtıranın baş taraflarında da şöyle söylemiştim:

Devamını oku...

Şeyh Bedreddin ve Yaşayan Tarikatı

Yazdır PDF

Refik Engin (Tekirdağ Kılavuzlu Köyü)

Şeyh Bedredinin düşünce ve fikirleri gibi yaşıyan bir eseride kurduğu halen devam etmekte olan tarikatıdır.Ne yazık ki onun kurduğu ve halen yaşıyan tarikatı hala bilinmemektedir.Biz onu tanımak ve tanıtmak için dört yıldır araştırıp sesimizi duyurmak istiyorduk.

İlk defa Şeyh Bedreddin tarikatı ile ilgili yazım Cem dergisinin 41 .ci sayısında yayımlanmışt. O yıllarda Ehli Beyt tarikatlar için bir kıpırdama yılları olduğundan araştırmamızın tamamı dergide yazı çokluğundan yayımlanmamıştı. Ayrıca o günlerde bu tarikat ile elimdeki bilgilerde fazla değildi.Daha sonra NEFES dergisinin 35. Ci sayısında ŞEYH BEDREDDİN'E ANIT MEZAR YAPILMASINI İSTİYORUZ ' diye bir yazımız yayımlanmıştı.

Ne yazık ki bu konuda o günlerde bir girişim olmadı.Şu an bu ANIT MEZAR kampanyasının adına layık bir şekilde sonuçlanmasını diliyoruz.

Şahsen Şeyh Bedrediniler ile ilgim dedem Abdal Ahmet Babanın Şeyh Bedreddini yolu erkanını bırakıp Bektaşiliğe geçmesinden dolayıdır. Trakyadaki AMUCA KABİLESİ Şeyh Bedreddinin tarikatına sadık kalan hala devam ettirendir.Amuca Kabilesinin bu yolu devam ettirmesi ona olan sadakatındandır.Amuca kabilesi ile Şeyh Bedreddin köken olarak ta kan bağı

vardır.Amucalar kökenlerini Erturul Gaziye bağlamaktadrlar.Bedreddinin de nesli Selçuklulara dayandığı için törece bir ayrılık olmadığından sadık kalındığı sanılmaktadır. 1868 yılına kadar Amuca Kabilesi Şeyh Bedreddin tarikatına mensupmuş. Sonradan bir bölümü Bektaşiliğe geçmiş.Bu konuda Nefes dergisinde Trakyada bir Bektaşi dergahı ABDALAHMET BABA DER GAHI yazmızda geniş olarak ele almıştık.

Devamını oku...

Sayfa 3 / 21

You are here: Anasayfa