Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Araştırmalar Türkçe

Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Sitesini bağlamaz.

YÜZYILLARIN İÇİNDEN ALEVİLERİN CEM İBADETİ (1): DÜNDEN BUGÜNE TEMEL BİLGİLER

Yazdır PDF

aaa_semah_kiz1.gif
Ali Yaman*

(21.06.2001)

Bugün artık Alevilikle ilgili her konuda olduğu gibi Aleviliğin temel ibadeti olan Cemlerin ve her türlü ayrıntısının da bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve değerlendirilmesi zorunludur. Bunun için de araştırmaların bireysel çalışmalar şeklinde sürmesinden çok daha fazla şekilde kurumsal veya ekip olarak acilen Anadolu’nun değişik yörelerinde Aleviler arasında yapılacak alan çalışmalara ve veri toplama işine gereksinim vardır.

Sözlü gelenek yoğun ve canlı olarak hala kitlelerin zihinlerinde yaşamaktadır ancak zaman içerisinde yazılı hale gelemeyen bu bilgiler adeta bir erozyonla karşı karşıyadır. Biz bu konulardaki erozyona karşı ne yapabiliriz diye yaklaşık 6 yıldır sürekli bu konularda veri toplama ve biriktirmekle meşgul oluyoruz. Bunların değerlendirilmesi işine de açıkçası daha az zaman ayırıyoruz. Çünkü geleneksel Aleviliğe ilişkin bilgi alabileceğimiz yaşlı kuşak insanları her geçen gün yitirmekteyiz. Topladığımız verileri değerlendirmekten çok, toplama işine verdiğimiz öncelik de bu yaşlı kuşağa bir an önce ulaşma hassasiyetimizden kaynaklanmaktadır.

Bu amaçla Alevi Ocakları ve işleyişine yönelik verileri zaman zaman yayınlayarak bunların tartışılması ve bu şekilde yeni veriler elde edilmesini de sağlamayı amaçlıyorum. Bu amaçla mesela Alevi Ocaklarına ilişkin bir listeyi hem “Kızıldeli”, hem “Yol”, dergisinde yayınlatmıştım. Bu Ocak listesinde yer alan adlar şu anda 209’a ulaşmış bulunmaktadır. Yinelemeler ve isim benzerliklerine de müdahele etmeksizin, Ocak merkezleri, dedelerinin bulundukları yerler ve taliplerinin bulundukları yerler saptandığı zaman bu Ocak adları çok daha net bir liste halini alacaktır. Dedeler ve taliplerle görüşmelerde bu yöndeki verilerde kaydedilmekte ve tasnif edilmektedir. Geçtiğimiz ay Çepnilerin Ocaklarına ilişkin Balıkesir’in köylerinde ve orta ve doğu Anadolu’daki ocaklara ilişkin de göçederek Bursa’da yerleşmiş bulunanlar arasında bilgi toplamak için bir alan çalışması yapılmış. Mayıs ayında da aynı şekilde iki haftalık bir çalışma Tokat’ın köylerinde gerçekleştirilecektir.

Devamını oku...

Günümüzde Alevilik Konferansı'nın Ardından

Yazdır PDF

aaa_garip_dede.gif
27 Mayıs 2001 günü İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cem Kültür Merkezi’nde yoğun bir programı olan, bir günlük konferans gerçekleştirildi. Bu seçkin toplantının özelliği içerdiği zenginlikten kaynaklanmaktaydı. Bu zengin içeriği ana hatlarıyla 4 oturum, bir resim sergisi, 2 bölümlük belgesel gösterimi, deyişler, internet sitesi açılışı ve gençlerin gerçekleştirdiği yazarlık sunuşları olarak özetleyebiliriz. Bu konferansın geniş kapsamlı analizi koordinatörleri tarafından Kızıldeli Dergisi’nin gelecek sayısında yeralmakla birlikte burada kısa bir değerlendirme yapılacaktır. Konferansa milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, yerli ve yabancı araştırmacılar ve konuklar büyük ilgi gösterdiler.

Konferans saat 10.00’da Garip Dede Derneği başkanı Kadir Karakurt’un hoşgeldiniz konuşması ile başladı. Daha sonra konferansın açılış konuşmasını yapmak üzere Prof. Dr. İlhan Başgöz kürsüye davet edildi. Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi olan ve Türkiye’de ve dünyada halkbilimi alanında çok saygın bir yeri bulunan Prof. Başgöz, açılış konuşmasında dinleyicilerin çok ilgisini çeken Hacı Bektaş-ı Veli törenleri için Hacıbektaş ilçesine giden insanların ulu Hünkâra hitaben yazdıkları notların analizini yaptılar. Daha sonra “İnanç Siyaset İlişkisi Bağlamında Alevilik” konulu 1. Oturuma geçildi ve oturumu Prof. Dr. Niyazi Karasar yönetti. İlk olarak aynı zamanda Sivas Milletvekili ve psikiyatrist olan Prof. Dr. Cengiz Güleç “İnanç, Siyaset, İdeoloji Bağlamında Alevilik Sorunu” adlı bildirisini sundu. Sayın Güleç ideoloji ve siyaset bağlamında Aleviliğin farklı cephelerden analizini yaptı. Ardından sözü Kızıldeli Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Abidin Özgünay aldı. Sayın Özgünay’ın “Alevilik ve Tasavvufî-Felsefi Açılımları” adlı bildirisi büyük ilgiyle dinlendi. Sayın Özgünay’ın sağlık sorunları olmasına karşın bu konferansa özveriyle katkı sunması her türlü övgünün üzerindedir. Bu oturumun bir diğer konuşmacısı olan Reha Çamuroğlu ise babasının ani rahatsızlığı nedeniyle konferansa katılamadı. Bildirilere olan ilgi o kadar yoğundu ki tartışma bölümüne geçilerek yazılı olarak iletilen sorular cevaplandığında normal süre oldukça aşılmış durumdaydı. Ayrıca konferansa katılan katılımcılara bu güzel günün anısına plaketleri konferans boyunca çeşitli aralıklarla sunuldu.

Devamını oku...

Uluslararası Anadolu İnançları Kongresi'nin Ardından

Yazdır PDF

aaa_figur1.gif
Ali Yaman

 

23-28 Ekim 2000 tarihinde Anadolu Erenleri Kültür ve Sanat Vakfı (ERVAK) ve Kültür Bakanlığı işbirliğiyle, Nevşehir Ürgüp’te Perissia Hotel’de, yerli ve yabancı katılımcılarla Uluslararası Anadolu İnançları Kongresi gerçekleştirildi. Bu kongrede Türkiyemizde özellikle 1990’lar sonrası yaşanan olumlu zihniyet değişikliğinin sonuçlarından kabul edilebilir. Bu zihniyet değişimi sonrasındadır ki Alevilik-Bektaşilik konusuyla doğrudan veya dolaylı ilgili bilimsel toplantılar yapılabilmiştir. (1) Yine aşağıda verdiğim tüm bu toplantıların kitap haline gelmiş olması ve araştırmacıların da yararına sunulmuş olması oldukça sevindiricidir.

** Osmanlı ve Modern Türkiye Alevilerinde Din, Kültürel Kimlik ve Toplumsal Örgütlenme, İstanbul, 25-27 Kasım 1996, İstanbul İsveç Araştırma Enstitüsü.

** Türkiye’de Aleviler Bektaşiler ve Nusayriler, İstanbul, 21-23 Kasım 1997, İslâmî İlimler Araştırma Vakfı.

** I. Uluslararası Alevilik-Bektaşilik Sempozyumu, Bonn, 10-11 Ocak 1998, Alevi-Bektaşi Kültür Enstitüsü.

** I. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Sempozyumu, Ankara, 22-24 Ekim 1998, Gazi Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi.

** I. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Sempozyumu, Ankara, 27-28-29 Nisan 2000, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı.

Devamını oku...

GÜNÜMÜZDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK ALANINDAKİ AKTÖRLERE İLİŞKİN GENEL BİR ANALİZ DENEMESİ

Yazdır PDF

(Bu makale Nisan 2000'de Ankara'da düzenlenen 1. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Kongresine sunulan bildirinin ilk halidir.)

Ali Yaman (İstanbul Üniversitesi)

Özellikle 1990’lardan itibaren yaşanan gelişmeler Alevilik meselesinin Türkiye açısından taşıdığı önemi yeniden gündeme getirmiştir. Bu meselenin tarihsel arka planına ilişkin bazı dikkat çekici noktaları vurgulayarak konuya girmeyi yararlı buluyorum. Osmanlı’dan bu yana etnik ve dinsel bakımlardan farklı topluluklara dönemin siyasal konjonktürüne göre gösterilen farklı tavır bilinmektedir. Osmanlı’nın ilk devirlerinde kolonizatör dervişlerin Osmanlılarla olan sıcak ilişkileri, Osmanlı-Safevi mücadelesi sonrası Anadolu’da yaşananlar, 1826’da Yeniçeri Ordusunun kaldırılması ve Bektaşiliğin yasaklanması, Osmanlı’nın son dönemlerinde iktidara gelen İttihat ve Terakki Partisi ileri gelenlerinin Anadolu’daki etnik ve dinsel farklı gruplara yönelik araştırmalar yaptırmaları tüm bu konjonktürel yaklaşım değişikliklerini göstermektedir. Ancak şu açıkça söylenebilir ki Osmanlı Devleti, Osmanlı-Safevi sorununun gündeme gelmesinin ardından bayraktarlığını yaptığı sünni anlayışa aykırı inanç eğilimleri taşıyan Anadolu’daki Alevi topluluklara zaman zaman hasmane bir tavır takınmıştır. Bu tavrın arkasında yatan asıl gerekçe siyasaldır. Siyasal kökenli bu duruş psikolojik araçları da gündeme getirmiş, Sünni ve Alevi kitleler birbirlerine karşı yabancılaşmışlardır ki, “Mum söndü iftiraları”nın temeli buralara dayanmaktadır. Yine Osmanlı-Safevi sorunu sonrasında bu topluluklar kendi içlerine kapanmışlar ve Osmanlı idaresiyle ilişkileri asgari düzeyde cumhuriyetin kuruluşuna kadar bu şekilde süregelmiştir. Kendi sosyal gereksinimleri doğrultusunda şekillenmiş bir sosyal yapılanma geliştirmişlerdir. Yaşanan bu süreç Alevi ve Sünni topluluklar arasında birbirlerine yönelik önyargıları da beraberinde getirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti işte bu özetlemeye çalıştığım mirası devraldı. 2000 yılına geldiğimiz şu günlere kadar ne yazık ki hükümetler bu karşılıklı önyargılardan kaynaklanan sosyal huzursuzlukların çözümüne yönelik gerekli çabayı göstermemişlerdir. Bunun sonucu olarak bu yaranın zaman zaman istismarına müsait bir ortam yaratılmıştır. Bu sosyal rahatsızlıkların istismara ne kadar müsait olduğunu görmek için çok değil 1993 Sivas Olayları ve 1995 Gazi Olayları sırasında ve sonrasında yaşananları anımsamak yeterli olacaktır sanırım.

Devamını oku...

Anadolu Tasavvufunun Yetimleri Aleviler

Yazdır PDF
M. Hakan Yavuz
University of Utah
Bu yazi genis bir çalismanin özeti olarak sunulmustur. Alevi köyünde (Aggi-Bayburt) dogan ve daha sonra yasaminin bir çok kismini Alevilerle geçiren bir arastirmaci olarak Aleviligin 'kullanilmasindan' her zaman rahatsiz oldum. Alevilik benim için Türk toplumunun aynasidir. O aynada Anadolu'daki kültür dönüsümlerini irdelemek mümkündür. Bu konuda kaynak iletmek isteyen veya soru sormak isteyenler  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir yazabilirler.

Bektasilik Islam dininin Anadolu tasavvuf felsefesi içinde yorumlanmasi sonucu baslayan ve daha sonra Alevilik olarak ortaya çikan yorumlama ve yasama biçimidir. Kisacasi, Alevilik Islamin sadece bir yorumu olarak kalmamis ve bir yasam tarzi haline getirilmistir. Bir baska deyisle, Islam dininin Anadolu'daki hakim kültürler ve siyasi sartlar altinda yorumudur. Ama, merkezi bir egitim sistemi kurulamadigi için ve çok ücra bölgelerde yasanildigi için Alevilik cografyadan ve dislanmisliktan etkisinde kalarak daha somut bir inanç sistemi olarak evrilmistir. Tek bir Alevilik degil bölgelere göre ve egitim seviyesine göre farklilik arzeden bir Alevilik-ler-den bahsetmek zorundayiz. Bu yazida Alevilik felsefesinin genel hatlarina dokunduktan sonra, siyasi çerçeveden nasil etkilendigini belirtecegim. Türkiye'deki toplumsal barisin insasi (1) 'deconfessional Islam' anlayisi ve (2) dinin devletlestirilmeden özgürce yasanmasi ve yorumlanmasiyla mümkündür. Deconfessional Islam dinin hiç bir grubun tekçi yorumuna tabi kalmadan kelimeyi sehaded çerçevesinde asgari müsterekler olarak ele alinmasidir. Asgari müsterekler konusunda oydasmaya varirken tartismali yorum ve uygulamalardan kaçinilmalidir.

Devamını oku...

Sayfa 20 / 21

You are here: Anasayfa