Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Araştırmalar Türkçe

Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Sitesini bağlamaz.

BİR ZAMANLAR ‘AHMET PAŞA’ VARDI

Yazdır PDF

aaa_ahmet_pasa.gif
Engin Sözen

(09.12.2001)

Alevi Halk Gerçeği adındaki dergimizin, bugün 2.sayısınıda çıkarmış bulunuyoruz. Konu olarak biran teret tüdetsemde, bu yazımı bugün hala yaşayan, Hacı Bektaşi Velinin, Pir Sultanın ve daha nice erenlerin felsefesini ve ruhunu korumuş ve yaşatmış insanlardan birine, bu yazıları hitaben yazmak yanında, o güzel insanlara da ödenecek en iyi vefa borcu bu olur, diye düşündüm. Ahmet Paşa, neden ona bu ismin verildiği veya hayatının kronolojik kesitlerini anlatmak ,bugün sizlere neyi anlatmam gerektiği konusunda sıkıntı yaratabilir. En azından hayatını bir kaç sayfaya sıkıştırmak hiç kolay değil. Şu an için, onun yaşam öyküsü değil, yaşadığı coğrafya da bıraktığı izler daha önemli olsa gerek. Sadece şu kadarını söylemek yeterli olacaktır.

Devamını oku...

TÜRKMEN İNANÇ ÖNDERİ : ŞEYH HASAN (SULTAN ONAR, OCAKLARI ve AŞİRETLERİ)

Yazdır PDF

aaa_dedelik.gif
İsmail Onarlı

(06.12.2001)

GİRİŞ

Orta-Asya’dan dalgalar halinde göç eden Türklerin; Anadolu’ya yerleşmelerinin, kan bağına dayanan aşiret, oymak, oba şeklinde ya da Şeyh, Dede, Baba, Derviş gibi inanç önderlerinin kurduğu zaviyelerin çevresinde köyler oluşturularak; göçerlikten kısmen yerleşik tarım toplumuna geçtiklerini tarihi kaynaklardan bilmekteyiz.

Yukarı Fırat Havzası’na yerleşen Bayat Boyu oymaklarınında obalar şeklinde köyler ve zaviyeler kurarak 12. yüz yılın sonlarına doğru yerleşik düzene geçerler.Bayat boyu beyi ve inanç önderi Sultan Onar diğer adıyla Şeyh Hasan’da aşiretiyle Orta-Asya’dan Anadolu’ya göç ederek; Malatya-Elazığ-Tunceli bölgesine ilk etapta yerleşir.Daha sonra Aşiret, Anadolu’ya yayılır.Yukarı Fırat Havzası Alevilerinin “kültürel – inançsal – toplumsal yaşam tarzı”nın özgün “KURUCU AİLE”si özelliğiyle "Şeyh Hasan Ocağı ve Aşireti" ni inceledik ve araştırdık.

Devamını oku...

ALEVİLİK NEDEN ARAŞTIRILAMIYOR?

Yazdır PDF

Alevi Kurumları, Hükümetler, Üniversiteler, İlahiyat Fakülteleri ve Diyanet İşleri


Dr. Ali Yaman

(06.12.2001)

Geçtiğimiz on yıllık süreçte Alevilik konusunu herkes kendi penceresinden de olsa ele aldı, Aleviliği kendince yorumladı. Bu konuda kendilerini müdahil sayan aktörler de Aleviliği biçimlendirmeye ve Alevileri yönlendirmeye uğraştılar ve uğraşmaya da devam edecekler. Yazılı ve görsel medya konuyla daha önce olmadığı kadar ilgilenmeye başladı. Bu ilginin Sivas, Gazi Mahallesi ve Karaca Ahmet Cemevi’nin yıkılması olayları gibi kriz zamanlarında doruğa çıktığı görüldü. Ayrıca 5 yıl öncesine kadar internette Alevilik konusunda websiteleri bulunmazken, bugün Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi, Karacaahmet ve http://www.alevi.com gibi saygın ve çeşitli dillerde içeriğe sahip kapsamlı websiteleri yaratıldı.

Devamını oku...

ANADOLU TARİHİNDE DİNİ RUHİYAT MÜŞAHEDELERİ

Yazdır PDF

baba_mondi.gif
(Hilmi Ziya, “Anadolu’da Dini Ruhiyat Müşahedeleri”, Mihrab Mecmuası, Sayı 13-14, İstanbul,1340-1924.)

Hilmi Ziya

Hazırlayan: Ahmet Taşğın

(02.12.2001)

MEDHAL

James’in bir ifadesine göre: “marazi haller, zihni hayatın bazı anasırını, her zaman kendilerine muhit olan diğer hadiselerden tecrit ederek, bizzat müşahede etmekliğimizi temin ederler. Bedenin teşrihinde mikroskobun gördüğü bir vazifeyi bunlar ruhun teşrihinde görürler.”(1) Bu mütalaa, son devir ruhiyatçılarının marazi şuura ne kadar ehemmiyet verdiklerini gösterir. Pierre Janet, nevrozları tetkik suretiyle hakiki ruhiyata varılacağından bahsetti. Hatta Blondel daha ileriye giderek nevropat-ı içtimaiyeye mukabil ferdi ve ruhu hadisenin esası olarak vazediyordu. Diğer cihetten içtimaiyatçılar, iptidai cemiyetlerdeki sihirbazdan mütekamil cemiyetlerin dahisine kadar bütün ferdi ve deruni kuvvetlerin izahından vazgeçmeye temayül ediyorlar.

Delacroix, ruhiyatın hududunu dini hadiselere teşmil ederek James’in “dini tecrübe”deki usulünü, bazı tadilatla tatbik etti. Sihrin, büyünün teşekkülünde ferdi amillerin tesirini itiraf suretiyle Hubert ve Mauss, Durkheim mektebinden kısmen ayrılıyorlardı. James, alelade dini haletin nevropatta en parlak, en mükeşşef olarak gözüktüğünü söylüyordu. Bu kanaat, dini ruhiyatta da marazi şuurun ehemmiyeti olduğunu gösteriyor.

Esasen, bütün senesterizik haletin, insandan başka hiçbir zi-ruhta bulunmayışı bu ciheti müeyyid değil midir? Uzvi veraset, hayvanatta cümle-i asabiye hastalıkları denilen nevi şimdiye kadar arz etmemiştir. İşte yeni bir ruhiyatın tesisi hususunda Janet ve Blondel’e hatta Freud’a cesaret veren işte bu cephesidir. James için bile uzviyette cümle-i asabiye inkişaf ettikten ve muhtelif marazi eşkal aldıktan sonradır ki faaliyet-i ruhiye başlamıştır.

İnsanla hayvanı tefrik eden en mühim vasıflardan biri asabiyettir. İnsana “hayvan-ı asabi” demek bu nokta-i nazardan yanlış bir şey olmasa gerektir. Bütün hadisat-ı ruhiye hissen muharrik (sensari-matrise) bir suretle zahir olur. Bunlar ise yalnız cümle-i asabiyede tekevvün ederler. Ancak bir tehlike karşısında harekete gelen ve kızan hayvana mukabil, insanın asabı daima hal-ı faaliyette, yahut bir çok marazi şekillerde bulunabilir. Hasılı Blondel’e hak verdirecek derecede denebilir ki, ruhi hadisatın hemen kısmı azamı deruni, marazi tezahürle de kendisini gösterir.

Devamını oku...

TERÖRÜN VE BÜYÜK GÜÇLERİN PENÇESİNDEKİ AFGANİSTAN

Yazdır PDF

Dr. Ali Yaman

(Bu makale Almanya da yayınlanan Alevilerin Sesi Dergisi'nin No:49, Kasım 2001, s.12-13'ten alıntı yapılmıştır.)

Afganistan’da yaşananlar gerçekten bir insanlık trajedisidir. Biz bu trajediye “insan’ı herşeyin odağına yerleştiren ve can diyen” yolumuz gereği bir “can” olarak bakmak zorundayız. Şu ülkenin, bu grubun çıkarı olarak bakarsak anlayamayız, doğruları yanlışları ayıramayız. İnsan olmanın gereği bu olaya ancak ve ancak Hz. Ali’nin “Bin kez mazlum olsan da bir kez zalim olma.” penceresinden bakabilen bir “can” olmaktan geçer. Bu makalemizde geçmişten günümüze Afganistan’da yaşananlar özet olarak sergilenmeye çalışılacak bir başka pencereden konu anlatılmaya çalışılacaktır.

Devamını oku...

Sayfa 17 / 21

You are here: Anasayfa