Alevilik ve Bektaşilik Arastırmaları Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR ENSTİTÜSÜ’NÜN ALEVİ-BEKTAŞİLERİN SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİNE İLİŞKİN RAPORU AÇIKLANDI

Yazdır PDF

Alevi-Bektaşi Kültür Enstitüsü, Türkiye’nin önemli sorunlarının ancak doğru bilgi ve bilimsel yöntemle çözümlenebileceğinden hareketle ortaya koyduğu ve Enstitü Bilim Kurulu tarafından hazırlanan raporuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdürüyor.

Bu çerçevede 14.08.2013 tarihinde Siyasi Partiler ziyaret edilerek rapor konusunda bilgilendirildi. Alevi-Bektaşi Kültür Enstitüsü Heyeti sırasıyla BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından kabul edildi ve raporun ayrıntılarıyla ilgili bilgilendirildi.

15.08.1023 tarihinde ise Ankara Ramada Plaza’da basın mensuplarına yönelik kahvaltılı bir basın toplantısı gerçekleştirildi. Basın toplantısına Anadolu Ajansı, Cihan Haber Ajansı, CNN Türk, Samanyolu TV, NTV, Samanyolu TV, Star TV, Cumhuriyet, Yurt, Aydınlık gibi yazılı ve görsel basının değerli temsilcileri katıldı.

Alevi-Bektaşi Kültür Enstitüsü Başkanı Gülizar Cengiz’in rapora ilişkin bilgilendirici konuşmasının ardından Raporun yazılma gerekçesi, yöntemi, sorunlar ve çözüm önerilerine ilişkin Enstitü Bilim Kurulu adına Prof. Dr. Alemdar Yalçın ve Doç. Dr. Ali Yaman açıklamalarda bulundular. Daha sonra gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde ise Gülizar Cengiz, Miyase İlknur, Prof. Dr. Alemdar Yalçın, Yücel Top ve Doç. Dr. Ali Yaman çeşitli konulara ilişkin basın mensuplarının yönelttikleri soruları cevaplandırdılar. Ayrıca Enstitü tarafından yayınlanan Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Dergisi’nin dünyanın en seçkin üniversitelerine gönderildiği ve tanınmış bilim insanları tarafından atıfta bulunulduğu da ifade edilerek, raporun yanısıra derginin bazı nüshaları da basın mensuplarına takdim edildi.

Alevi-Bektaşi Kültür Enstitüsü Başkanı Gülizar Cengiz, raporda da görüldüğü üzere Alevi-Bektaşi toplumunun en önemli sorununun; güven eksikliği ve diyalog sorunu olduğunu, bunların ardından Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yeniden yapılanması, Din eğitimi, Cemevlerinin statüsü, Alevi-Bektaşilerin kendi kültürlerine ilişkin bilgilendirilmeleri sorununun geldiğinin altını çizdi.

Alevi-Bektaşi Kültür Enstitüsü tarafından hazırlanan ve 2013 Yılı itibariyle Türkiye’de Alevi-Bektaşi toplumunun durumu ve düşünceleri ile ilgili bilimsel araştırma raporuna ilişkin bilgilendirme amaçlı ziyaretlerin Cumhurbaşkanlığı, Kültür Bakanlığı, diğer siyasi partiler nezdinde de sürdürüleceği ifade edildi.

Yine Rapora ilişkin bilgilendirme faaliyetleri çerçevesinde 26 Ağustos 2013 günü saat 15:00 de İstanbul'daki Tarabya Köşkünde önceki hafta kamuoyuna açıklanan ALEVİ-BEKTAŞİLERİN SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİNE İLİŞKİN RAPOR Cumhurbaşkanınada sunuldu. Yaklaşık 45 dakika süren görüşmede Alevi Bektaşi Kültür Enstitüsü Bilim Kurulu üyeleri Sayın Gülizar CENGİZ, Prof. Dr. Hasan ONAT, Doç. Dr. Gani PEKŞEN ve Doç. Dr. Ali YAMAN Katıldı.

Raporun tamamı için tıklayınız

 

Alevi toplumu kendisini İslam'ın içinde görmektedir

Yazdır PDF

Moderatörlüğünü Sevilay Yükselir'in yaptığı %100 Siyaset programının bu akşamki konukları Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Üzüm, Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Yaman ve TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Rıza Yıldırım'dı.

İşte İslam'da Alevilik konusunun tartışıldığı programdan öne çıkan açıklamalar...

'Alevi toplumu kendisini İslam'ın içinde görmektedir'

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Üzüm yaptığı açıklamda: ' Alevilik ile İslam arasındaki ilişkiyi belirlemek için sosyolojik, teolojik ve Alevi bileşenleri olarak 3 yoldan hareket etmemiz gerekir. Alevilik ile İslam arasındaki bağlantıyı sağlıklı olarak ortaya koyabilmek için. Önce sosyolojik olarak bakalım. Sosyolojik olarak, toplum bazında toplum, fert bazında bir fert kendisini hangi kimlikle anıyor ve hangi kimlikle sunuyorsa ona itimat etmek gerekir. Alevi toplumu tarih boyunca kendisini İslam kimliği ile takdim etmiştir. Alevi dedelerinin tamamı kendilerini Müslüman olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla sosyolojik olarak baktığımız zaman Alevi toplumu kendisini İslam içinde görmektedir, Müslüman saymaktadır, üst dini kimlik olarak İslam'a atıf yapmaktadır, Müslüman'dırlar. Teolojik olarak baktığımızda, İslam'ın temel inanç esası ikidir. Bunu kabul eden kimse Müslüman olarak anılır. Bir Allah'ın birliğine iman etmek ve Hz. Muhammed'i peygamber olarak benimsemek. Bu açıdan baktığımız zaman Alevilik ve Bektaşilik hem Allah'ın birliğine hem de Hz. Muhammed'in peygamberliğini benimsemeye yönelik atıflar yaparlar ve bunu benimsediklerini ifade ederler. Teolojik olarak baktığımızda İslam'ın temel iman esası açısından baktığımızda Aleviler'in kendilerini Müslüman olarak görmekte haklı olduklarını, çünkü İslam'ın olmazsa olmazlarını inanç bazında kabul ettiklerini rahatlıkla ifade edebiliriz.' ifadelerini kullandı.

haberin devamıni oku ...

 

Ünlü Tarihçi Prof. Dr. Oktay Efendiyev’in Hakk’a Yürüyüşünün Ardından

Yazdır PDF

2013 yılının 26 Şubat gecesi Azerbaycan’ın ve Türk Dünyasının değerli tarihçilerinden olan ve tüm akademik hayatını Kızılbaşlar’ın ve onların önderi Şah İsmail Hatayi’nin tarihine adayan Prof. Dr. Oktay Efendiyev 87 yaşında Bakü’de vefat etmiştir.


Oktay Efendiyev 26 Mart 1926 yılında Bakü şehrinde doğdu. Babası Abdü’l-Kerim Bey coğrafya öğretmeni, annesi Kübra Hanım doktor olmuştur. O.Efendiyev 1950 yılında eski Sovyetler Birliği’nin en kaliteli yüksek eğitim okullarından olan Moskova Şarkiyat Enstitüsü’nü bitirmiş, bunun ardından bir yıl boyunca Azerbaycan Bilimler Akademisi’nin Dilçilik Enstitüsü’nde ilmi sekretar olarak çalışmıştır. 1951 yılında tekrar Moskova’ya gitmiş ve orada Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi’nin Şarkiyat Enstitüsü’ne doktora öğrencisi olarak faaliyete başlamıştır. 1955 yılında Moskova’da “XVI. yüzyılın başlarında Safevî Devleti’nin kurulması” mevzusunda doktora tezini savunmuştur. Daha sonra Bakü’ye dönmüş ve Azerbaycan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü’nün Azerbaycan’ın Orta Çağlar Tarihi Bölümü’nde çalışmaya başlamıştır.  1969 yılında “Azerbaycan Safevîler Devleti XVI. asırda” isimli çalışmasına göre profesör adaylığını kazanmıştır. 1975 yılından vefatına kadar Azerbaycan’ın Orta Çağlar Tarihi Bölümü’ne başkanlık yapmıştır. 1993 yılında profesör kadrosuna atanmış, 2001 yılında ise Azerbaycan Milli Bilimler Akademisinin Muhabir Üyesi seçilmiştir. Sovyetler Birliği döneminde Bakü Devlet Üniversitesi Tarih Fakültesi’nin, 1992-1993 yıllarında Türkiye’nin Marmara Üniversitesi’nin, 1993-1998 yıllarında Bakü’deki Hazar Üniversitesi’nin öğretim üyesi olmuştur. 1994-2004 yılları arasında Hazar Üniversitesi’ndeki Kafkasya ve Merkezi Asya Araştırmaları Enstitüsü’ne başkanlık yapmıştır. 2006-2007 yıllarında Azerbaycan Cunhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Ali Attestasyon Komisyonu’nda (Azerbaycan’daki AAK Türkiye’deki YÖK gibi bir kuruluştur) Tarih Kurulu’nun başkanı görevinde bulunmuştur. Ayrıca, Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Bilim Kurulu’nda, Hazar Üniversitesi Bilim Kurulu’nda ve Azerbaycan Millî Ansiklopedisi Redaksiyon Heyeti’nde üyelik yapmıştır. Akademik başarılarından dolayı Sovyetler Birliği’nin ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmi devlet teltifleriyle ödüllendirilmiştir.

O.Efendiyev Safevi Devleti’nin Türk tarihindeki yerini, bu devletin Türk oymakları tarafından kurulan ve yönetilen bir devlet olduğunu, ilk dönemlerde başkenti Tebriz’de yerleşen bu devletin XVI. yüzyıl boyunca mahiyet itibariyle bir Azerbaycan Devleti olduğunu ilk kez kapsamlı bir şekilde, bilimsel deliller esasında ortaya koymuştur. Yayınlanmış kitapları bunlardır:

 

Devamını oku...
 

2013 DÜNYASINDA “YAVUZ” MU “YUNUS” MU!

Yazdır PDF

1500’lü yılların acımasız siyasi ilişkileri çerçevesinde, dinin nasıl kullanıldığını Yavuz da dahil Osmanlı padişahlarının, -halife olan olmayan- hiç birinin Ehl-i Sünnet’e göre İslam’ın beş şartından biri olan “Hacca gitmek” şartını yerine getirmediklerini tarihten biliyoruz. Bizim anlı şanlı ilahiyatçılar ve tarihçiler söz buraya gelince, kılıktan kılığa, renkten renge girip neden hacca gidilmediğine bahaneler bulmak için kıvranır dururlar. Kardeşlerini, babalarını, vezirleri acımasızca öldürüyorlar, haremin hali ortada, ama nedeni şudur, diye boşuna çabalarlar! İslam doğruluğu emretmiyor mu? Bu nasıl dürüstlük, güzel ahlak! Bu nasıl din anlayışı, demek ki din bunlar için bir elbiseden, biçimden ibaret araçtır.

Emevi Kralı zalim Muaviye de Sıffin Savaşı’nda yenileceğini anlayınca nasıl Kur’an-ı Kerim’in sayfalarını mızraklara saplamamış mıydı? Neymiş Kur’an hakem olsunmuş? Bir insan hangi dinden, mezhepten, meşrepten, ırktan olursa olsun, yalancılığı, tarafgirliği normal bir şey gibi görüyor ve dününü, bugününü ve yarınını bunun üzerine bina ediyorsa vay o insanın haline! Vay bu insanların oluşturduğu topluluğun haline!

Bugün hala bu ülkede Yavuz’un Osmanlı’nın sonunu hazırlayan mezhepçi yönetim anlayışını görmek yerine, “keşke Yavuz Anadolu’da Kızılbaşların kökünü kazısaydı” diye TV ekranlarında konuşan insanlıktan ve bilimden nasipsiz zevat arzı endam edebilmektedir. Ben burada bu tarihçi bozuntularının isimlerini dahi vermek istemiyorum. Bu zavallılara sadece şunu soruyorum:

Safevileri bertaraf etmek uğruna, Anadolu halkını ulemadan da “siyasi fetva”lar alarak Kızılbaş-Ehl-i Sünnet diye ikiye ayıran Osmanlı daha sonra belini doğrultabildi mi? Bugün hala tarihin bu karanlık sahnelerini allayıp pullayıp anlatarak ve mezhepçilik yaparak kazançlı çıkacağını mı sanıyorsun? Alevi- Sünni ayrılığının bu ülkeyi ne hale getireceğini anlamayacak kadar idrakten dahi yoksun musun? Eğer bu değilse bu kişiler, bu meseleden beslenen başkalarının çıkarlarına hizmet eden şahıslardır.

Devamını oku...
 

Devran Programı 21. Bölümü'nde Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri

Yazdır PDF

İMC TV'de Devran Programı'nda Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri ele alındı. Programa Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Yaman konuk oldu. Derslerin izlediği tarihsel sürecin yanısıra, derslerin içeriği ve  son olarak YGS Sınavında sorulan musahiplik sorusuyla da gündeme gelen tartışmalar ele alındı.

Devran 21.Bölüm: Zorunlu din dersi - YGS... kaynak imctv


 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 5

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 673850

Konuk Sayısı

Şu anda 5 konuk çevrimiçi

Duyuru Panosu

Site Uyarısı
Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Sitesini bağlamaz.
Site Desteği
Sitemiz Alevilik ve Bektasilik üzerine bilimsel ve akademik çalışmalara adanmıştır. Katkıda bulunmak istenirse alevilikbektasilik@yahoo.com adresinden bize ulaşabilirsiniz. Site Editörleri
Site anketi