Anadolu Tasavvufunun Yetimleri Aleviler

Yazdır
M. Hakan Yavuz
University of Utah
Bu yazi genis bir çalismanin özeti olarak sunulmustur. Alevi köyünde (Aggi-Bayburt) dogan ve daha sonra yasaminin bir çok kismini Alevilerle geçiren bir arastirmaci olarak Aleviligin 'kullanilmasindan' her zaman rahatsiz oldum. Alevilik benim için Türk toplumunun aynasidir. O aynada Anadolu'daki kültür dönüsümlerini irdelemek mümkündür. Bu konuda kaynak iletmek isteyen veya soru sormak isteyenler  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir yazabilirler.

Bektasilik Islam dininin Anadolu tasavvuf felsefesi içinde yorumlanmasi sonucu baslayan ve daha sonra Alevilik olarak ortaya çikan yorumlama ve yasama biçimidir. Kisacasi, Alevilik Islamin sadece bir yorumu olarak kalmamis ve bir yasam tarzi haline getirilmistir. Bir baska deyisle, Islam dininin Anadolu'daki hakim kültürler ve siyasi sartlar altinda yorumudur. Ama, merkezi bir egitim sistemi kurulamadigi için ve çok ücra bölgelerde yasanildigi için Alevilik cografyadan ve dislanmisliktan etkisinde kalarak daha somut bir inanç sistemi olarak evrilmistir. Tek bir Alevilik degil bölgelere göre ve egitim seviyesine göre farklilik arzeden bir Alevilik-ler-den bahsetmek zorundayiz. Bu yazida Alevilik felsefesinin genel hatlarina dokunduktan sonra, siyasi çerçeveden nasil etkilendigini belirtecegim. Türkiye'deki toplumsal barisin insasi (1) 'deconfessional Islam' anlayisi ve (2) dinin devletlestirilmeden özgürce yasanmasi ve yorumlanmasiyla mümkündür. Deconfessional Islam dinin hiç bir grubun tekçi yorumuna tabi kalmadan kelimeyi sehaded çerçevesinde asgari müsterekler olarak ele alinmasidir. Asgari müsterekler konusunda oydasmaya varirken tartismali yorum ve uygulamalardan kaçinilmalidir.

Alevilik ve Aleviler

Türkiye nüfusunun yaklasik yüzde 11 ila 30'unu (rakam kisiden kisiye degisiyor) olusturan Aleviler bir 'syncretic' inanç sistemine sahipler. Alevi inaçlarinin ana kaynagi Anadolu tasavvufu olmasina ragmen Samanizmin, Siiligin ve Hiristiyanligin izlerini bulmak mümkündür. Farkli sekillerde ve zamanlarda Islama giren Türk boylari ve Anadolu'daki yerli gruplar Islami farkli sekillerde algilamis ve yorumlamislardir. Iki ana yorumdan biri Alevilik digeri ise Sünnilik olarak yasam alani bulmustur. Aslinda sosyolojik faktörler sonucu olusan bu dini ayrim daha sonraki sosyal ve siyasi ayrisimlara 'yataklik' etmistir. Tipki, Endenozya'daki 'abangan' (syncretic) ile "santri" (orthodox) Müslümanlar arasindaki ayiriminda oldugu gibi syncretic özellikler arzeden Müslümanlarin hem milliyetçilik hem de sol egilimli ideolojilere daha yakin oldugu görülüyor. Ayni, sürecin Anadolu'daki Müslümanlar için de geçerli oldugunu görüyoruz.

Aslinda cografi sartlarin zorlamasi ve merkezilestirilemeyen bir egitimin sonucunda bölgelere göre vurgusu degisen bir Islam yorumuyla karsikarsiyayiz. Alevi yorumun ana noktasi insanin esas alinmasidir. Insan 'okunmasi gereken bir kitab' olarak ele alinir. Burada aslinda Kur'an'in insana indirgenmesinden daha çok Kitab'i anlayan ve anlatan ve hedefi olan 'insan-i kâmil' vurgusu var. Bir baska deyisle, içeriden-disariya dogru giden ve ahlakli toplum siarinda bir yorum var. Dinin ibaded yönleriyle beraber insani hedef alan felsefesi üzerinde bir Anadolu tasavvuf 'açilimi' var. Bu açilimin 'anlatim' haline getirilmemesi yoruma ve 'dirilige' verilen önemdendir. Herkesin üzerinde oydasmaya vardigi bir Alevilik kitabinin veya eserinin olmamasi Alevilik için bir kayip veya zayiflik olmamis tam tersine yüzyillarin sartlari ve baskilari içinde yorumlanarak günümüze akan bir 'açilimlar' irmagi olmustur. Kisacasi, yazili degil daha çok sözlü kültürün ürünüdür. Yazili olsaydi belki günümüze tasinmasi daha güç olabilirdi. Insan disinda Alevi 'hermenetigi' olarak ele alacagim ikinci özellik aslinda birinciyle yakindan ilgili.

Alevi 'hermenitigi' sözlü kültür içindeki efsane ve Ali baglantili olaylarin ve hikayelerin günümüz sorunlarinin yerel dil ve kültür içinde aktarilmasi ve anlasilmasini saglamaktadir. Aleviligin ozunu olusturan sözlü kültürün yorumu herkese açiktir. Yerel kosullar içinde 'yasayan' Islam oldugu için herkesin paylastigi bir gelenektir. Hikaye veya efsaneden çikarilacak tek bir ders de yok. Iste, bu yazili olmamasindan kaynaklanan sözlü özellik Aleviligi 'diri' kilan önemli bir yöndür. Birbaska deyisle Alevilik Islamin Anadolu tasavvufu içinde 'yerellesmesi'dir. Toplumsal huzura büyük önem veren Alevilik "diline, beline ve eline sahip ol" ilkesiyle ortak yasamin temel prensipleri olarak: kimseye zarar vermeyecek sekilde ifade özgürlügünde, insanlarin özel yasamini sarsacak ve toplumun temel diregi olan ailenin korunmasi için cinsellikte sinirlari belirlemektedir. Insanlari 'ellerine' sahip olmaya çagirarak davranislarin ahlaki ilkelere uygun olmasini dile getirmektedir. Tamamen Islamin özündeki prensipleri yasama aktarmaya çalisan Alevilik zengin bir ahlaki temele sahiptir.

Türkiye'deki Alevilerin çogu Türk olmasina ragmen önemli bir kismi Kürttür. Kürt Alevilerin cemevindeki ibadet dilleri ise Türkçedir. Kürt Alevileri genelde Zazaca konusurlar. Alevilik genelde Alevi olmayi kana baglamissa da son yillarda ciddi degismeler var. Aleviligin ana sembolleri: saz, cem, ve dede'dir. Saz evrensel mesaj veren Islamin müziksel olarak genis kitlelere, özellikle Arapça bilmeyen kitlelere yansitilmasinda büyük bir araç olmustur. Saz ve asik ile Islam siirselligin zirvesine tasinmistir. Cem ise hem bir yerel 'haram' kavrami içinde olusturulan bir ibadet ve asil olarak 'kamu alani'dir. Toplumun sorunlari ve sikayetleri dinselligin yogun oldugu bu alan içinde ele alinmaktadir. Burada, 'haram' ile kamu alaninin iliskilendirilmesi herkesin dogruyu söylemesi ve digerlerine zarar vermemesi ilkesidir. Alevi 'cemleri' aslinda katilimci yerel demokrasinin yasandigi yerdir. Dede hukukun üstünlügü (the rule of law) ilkesine uygun bir görevi icra etmektedir. Bu hukuk içinde bir toplumsal katilim (communitarianism) söz konusudur.

Aleviligin yanlis anlasilmasinda Alevi aydinlarin sorumlulugu büyüktür. Alevilerin Aleviligin arkasindaki Anadolu tasavvufu çerçevesinde kendilerini anlatmalari yerine, Türkiye'deki asiri solcu kesimlerin birer 'yatagi' haline getirilmeleri bu zengin kültürü tamemen bir siyaset araci haline getirmistir. Cumhuriyet döneminde Aleviligin laik ulus üretme politikasi için 'araçlastirilmasi' ve solcu ideolojilerin 'yatagi' haline getirilmesi Alevi kimliginin içsel zenginligini köreltmis ve Alevilik "Sünni olmayandir" seklinde tanimlanmistir. Özellikle Cumhuriyet dönemindeki baski politikalarina tepki olarak siyasetlestirilen Sünni Islam'a karsi Aleviler bir karsit güç olarak kullanilmis ve kullanilmaktadir. Bu durum, Türkiye'deki sag-sol ayrismasinin Alevi-Sünni seklinde mobilize edilmesiyle sonuçlanmis ve birçok masum Alevi Çorum, Sivas, Kahramanmaras olaylarinda öldürülmüs veya sakat kalmistir. Cumhuriyet ideolojisi daha sonra Sünni Islami kullanmaktan geri kalmamis ve Evren döneminde DPT'de projeler dahi hazirlatilmistir. 1980 öncesi katliamlari ve 1980 sonrasi izlenen politikalar, Alevilerin Aleviligi bir dinsel kimlik ötesinde bagimsiz bir ethno-religious (etnik-dini) kimlik olarak görmesiyle sonuçlanmistir. Bugün, gittikçe ayri ve bagimsiz bir kimlik olarak gelisen ve devletin de isine gelince kullandigi bir olusumla karsi karsiyayiz.


©1998 anadolu
This article can be reproduced provided that full credit is given to anadolu
Bu yazi anadolu'ya atif yapilmak kaydiyla kopyalanabilir.