Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Alevilik ve Bektaşilik üzerine yayınlanmış gazete haberlerini okuyun.

Rekabet içinde değiliz

Yazdır PDF

Naki Özkan


milliyet alevilik dersleri        Almanya'da Kuzey Ren Westfalya eyaletinde bu öğrenim yılı pilot okullarda Alevilik ders olarak okutulmaya başladı. Alevilerin yıllardır kendi inançlarını din dersleri içinde ifade etme talepleri ilk olarak Türkiye'de değil Almanya'da gerçekleşti. Okullarda Alevi ve Sünni öğrencilerin birlikte bulunduğu sınıflarda Türkçe okutulacak "Alevilik Dersleri" kitabını hazırlayan Türkiye'den yazar Cemal Şener ve Almanya'da eğitimci olarak çalışan Celal Aydemir ile konuştuk.

       *Celal bey Aleviliğin ders olarak okutulması nasıl gerçekleşti?
       Benim bulunduğum Kuzey Ren Westfalya eyaletinde 20 yıldan beri İslam din dersleri konusunda çalışmalar var. Dört yıldır ilk ve orta okullarda İslam din dersi okutuluyor. Alevi kişi ve kuruluşları İslam din dersi yanında Alevilik de öğretilsin talebinde bulundular. İki yıl önce eyalet parlamentosunda sosyal demokrat bir milletvekilinin, "İslam din dersi kapsamına Alevilik de alınsın" önerisi parlamentoda kabul edildi. Bakanlığa bağlı ders programlarını hazırlayan bir enstitü bir yıl önce Alevilik konusunda bir çalışma grubu oluşturdu. Benim de içinde yer aldığım bu komisyon, müfredat programını ve öğretmenlere yardımcı olmak için bir öğretmen el kitabı hazırlıyor.
       Öğretmenlerin meslek içi eğitimlerinde Alevilik bilgileri de veriliyor. Pilot okullarda İslam din dersi içinde Alevilik dersi okutuluyor.

       *Yazdığınız kitap bakanlık tarafından onaylandı mı?
       Bu kitap eyalet Eğitim Bakanlığı ve Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylandı. Ayrıca, Almanya'nın en büyük öğretmenler sendikasından bir yetkili de Alevilik derslerini destekleme kararı alacaklarını söyledi ki bu çok önemli.

Devamını oku...

Alevilerden AB'ye şikayet

Yazdır PDF
Dışişleri Ankara'daki toplantıya tepki gösterirken, Alevi dernekleri zorunlu din derslerinden yakındı

 

BEHZAT MİSER Ankara

 


       Avrupa Birliği (AB), Türkiye'de ilk kez Aleviler'le ilgili bir toplantı düzenledi. Dışişleri Bakanlığı, "etnik ve dini bazı hassasiyetleri dikkate almayan bir girişim" olarak nitelendirdiği toplantıdan duyduğu rahatsızlığı AB'ye iletirken, Alevi vakıf ve dernekleri, zorunlu din dersleriyle asimile edilmeye çalışıldıklarını söylediler.
       Dışişleri'nin tepkisine neden olan toplantı Ankara'daki Avrupa Komisyonu (AK) Türkiye Ofisi'nde gerçekleştirildi. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Ali Balkız ile Cem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Doğan Bermek, AK Ofis çalışanı Patrick Simonnet ile görüşmelerinin Türkiye'yi şikayet anlamına gelmediğini, çözümün yine Türkiye'de ve Meclis'te olduğunu kaydettiler.
       Balkız ve Bermek, "Devlet Aleviliği İslam olarak görüyor ve bize Sünni anlayışı dayatıyor. Alevilik İslam'da, demokrat ve kendine özgü kuralları olan bir öğretidir" dediler.
       Zorunlu din dersleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılması isteklerini Simonnet'ye de ileten Balkız ve Bermek, Avrupa'da kiliselere bütçelerden pay ayrılmadığını, Diyanet İşleri Başkanlığı'nınsa birçok bakanlıktan daha büyük bütçesi olduğunu dile getirdiler.

AB Lozan'ı sordu

       Alevi temsilciler, Dışişleri Bakanlığı'nın bu görüşmeden rahatsızlık duyduğunu öğrendiklerini ifade ettiler.
       Alınan bilgiye göre, toplantı boyunca not alan Simonnet, Türkiye'de kaç Alevi'nin yaşadığını sordu. "20 - 25 milyon civarında" yanıtını alan Simonnet, "Türkiye'nin, Lozan Anlaşması uyarınca, azınlıkların ibadet yerlerine yardımda bulunma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini" sordu. Simonnet, Alevi temsilcilerinin dile getirdiği sorunları AB'ye iletileceğini söyledi.

Dışişleri: Hassasiyet dikkate alınmadı

       Dışişleri Bakanlığı, toplantıyı, "Türkiye'nin etnik ve dini yapısındaki hassasiyeti dikkate almayan, bazı ayrımları belirgin hale getirecek cinsten bir girişim" olarak değerlendirdi.
       Dışişleri'nin konuyla ilgili tepkisini, Avrupa Komisyonu Temsilciliği'ne ilettiği öğrenildi. Dışişleri yetkilileri, "Hassas meselelerle ilgili duyarlılığımız iletildi" açıklamasını yapmakla yetindiler.
       Toplantının Dışişleri'ne danışılmadan ve haber verilmeden yapılmış olmasının da Ankara'daki rahatsızlığı artırdığı vurgulandı.
       AB yetkilileri ise, sivil toplum kuruluşlarıyla her zaman temas edildiğini, Alevi toplantısına da bu çerçevede bakılması gerektiğini belirttiler. Avrupa Komisyonu'nun her yıl adaylarla ilgili ilerleme raporu yayınladığına dikkat çeken yetkililer, "din ve vicdan özgürlüğü" konusuna tüm raporlarda yer verildiğini vurguladılar.
       AB temsilcileri, toplantıya ilişkin yer ve katılım konusunda ayrıntılı bilgi vermekten kaçındılar.

Simmonet, Batman'a gidiyor

       Toplantıya katılan Patrick Simmonet'nin Batman'da temaslarda bulunmayı istediği de kaydedildi. Dışişleri yetkilileri, Simmonet'nin ne amaçla Batman'a gitmek istediğini bilmediklerini söylediler.

Fogg: Bir bardak suda fırtına

       Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg ise, toplantıyla ilgili tepkileri, "bir bardak suda fırtına koparılıyor" diye değerlendirdi.
       Toplantının rutin bir temas olduğunu belirten Fogg, "Maalesef ortada Cem Vakfı'nın açıklamasının yol açtığı bir yanlış anlama sözkonusu" dedi. Fogg şöyle konuştu:
       "Aleviler'le ilk kez görüşmüyoruz. Ben daha önce kendileriyle temas ettim. Diğer AB diplomatları da, Alevi dernekleriyle bir çok kez görüşmüştü. Türkiye'deki dini grupları anlamaya çalışmak gibi entellektüel bir çabamız olduğu gibi, Türkiye ile ilgili yayınlanan ilerleme raporunda, Sünni olmayan gruplarla ilgili bir bölümün yeraldığını da hatırlatmak isterim."

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2000/06/23/siyaset/siy03.html

Devlet bizi içine almalı

Yazdır PDF
Alevi - Bektaşi - Mevlevi inanç önderlerini bir araya getiren Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan:

Naki Özkan

milliyet izzettin dogan
       Cem Vakfı'nın "Anadolu İnanç Önderleri Birinci Toplantısı", 16 - 19 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da yapıldı. Davetiyede, Yunus Emre'nin "Gelin tanış olalım. İşi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz" sözleri vardı. Toplantının amacı, "Tanrı ve insanı iç içe gören İslam anlayışı insanı kucaklamaya başlıyor, tıpkı Şah Ahmet Yesevi'nin, Hacı Bektaşı Veli'lerin, Mevlana'ların, Yunus'ların, Pir Sultan'ların ve sizler gibi yüzlerce inanç önderinin 13. yüzyıldaki Anadolu'sunda olduğu gibi. Şimdi sizden tarihi bir görevi daha yerine getirmenizi istiyoruz" sözleriyle ifade edilmişti. Bu sözler doğrultusunda, 700'e yakın Alevi ve Mevlevi dedesi, Bektaşi babası, ozanlar biraraya gelerek, inanç temsilcilerinin örgütlenmesinde önemli bir adım attı. Vakıf Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan ile toplantının hedeflerini, dedelik kurumunu konuştuk.

       *"Anadolu İnanç Önderleri, Temsilcileri" toplantısı dediniz. Ve sadece, Alevi, Mevlevi ve Bektaşileri çağırdınız. Neden, "Alevi İnanç Temsilcileri" diyerek somutlamadınız? Bu niteleme Sünnilerde bir alınganlığa yol açamaz mı?
       Zannetmiyorum. Biz bu ülkede zahmet çeken insanları esas aldık. Anadolu'yu İslamlaştıran Alevilerdir. Osmanlı imparatorluğunun kuruluşunda üç Alevi dedesi vardır. Sosyal ve ekonomik dayanışma modelinin adı Ahiliktir. Ahi Evran Azerbaycanlı bir Alevi dedesidir. Devletin omurgasını oluşturan Yeniçeri ocağının piri Bektaşidir. Birinci Osmanlı padişahı Osman beyin kayınpederi Edep Ali bir Alevi dedesidir. Anadolu'yu İslamlaştıran Hacı Bektaşı Veli, Mevlana ve Osmanlılar ve başka dedeler ise bunun hakkını vermek lazım.

Devamını oku...

"Alevi - Sünni sentezi olamaz"

Yazdır PDF
İslam ile Müslümanlığın farklı olduğunu söyleyen Ahmet Yaşar Ocak'a göre "Türk müslümanlığı"

Ruşen ÇAKIR

milliyet ahmet yasar ocak
       Siyasal İslamcıların anlayamadıkları ve illa da siyasal bir muhteva yüklemeye çalıştıkları "ümmet" kavramı, sanıldığının tersine siyasal birliği değil, inanç ve kültür birliğini yansıtır.

       Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak, özellikle Alevilik üzerine çalışan saygın bir bilimadamımız. Kendisinin son olarak "Türk Sufiliğine Bakışlar" ve "Osmanlı Toplumunda 'Zındıklar' ve 'Mülhitler' yahut Dairenin Dışına Çıkanlar" adlı kitapları yayınlandı. Prof. Ocak, çok önceleri ele almış olduğu "Türk müslümanlığı" kavramı eksenindeki yeni tartışmaları arkadaşımız Ruşen Çakır'a değerlendirdi.

       * Belli bir süredir "Türk Müslümanlığı" veya "Türkiye Müslümanlığı" şeklinde kavramlar ortaya atılıyor. Bunları tartışmadan önce, İslam'ın belli ulus ya da kavimlere özgü yorumlarından söz edebilir miyiz?
       Evvela "İslam" ile "Müslümanlık" kelimeleri arasındaki nüansı bilmek lazım. Bu iki kelime her ne kadar günlük konuşma dilinde birbiri yerine kullanılıyorsa da aslında tarihsel ve sosyolojik olarak bu kullanış doğru değildir. Çünkü "İslam" kelimesi, soyut anlamda bir din olarak temel kaynaklarındaki yazılı biçimiyle İslam dinini, onun inanç, ibadet, ahlak vs. esaslarını işaret ederken, "Müslümanlık" kelimesi bu dinin tarihsel süreç içinde, kendilerine "müslüman" denilen toplumlarca yorumlanarak pratiğe aktarılmış, yaşanmış, son tahlilde "kültürleşmiş" şeklinin adıdır. Dolayısıyla sosyolojik olarak tek değil, birçok müslümanlıklar vardır. Şöyle de söyleyebiliriz: İslam semavi, müslümanlık veya müslümanlıklar beşeridir.

Devamını oku...

Alevi İslamcı olamaz

Yazdır PDF
Türkolog İrene Melikoff, "Benim işim inanmak değil, öğrenmek ve anlamaya çalışmaktır" diyor

milliyet irene melikoff
       *Aleviliğin kökleri, Sünnilik ile farkları nedir? Nerden gelir?
       Alevilik bir dünya, Sünnilik ayrı bir dünya. Mukayese etmemek lazım. İkisinin de ayrı hayatı oldu. Alevilik sözcüğü 19. asırda ortaya çıktı. Köklerinden sözedeceksek, Alevilik sözcüğünü kullanmak doğru değil. 13. asırda yaşayan Hacıbektaş ile başlayan bir olay, onunla başlayalım. Hacı Bektaş, Ortaasya'dan Horasan'dan gelen bir halk dervişiydi, abdaldı. Babai isyanına karıştı. Ama son savaşlarda bulunmadı, herhalde saklandı. İsyandan birkaç yıl sonra ortaya çıkmış karizmatik bir şahıstır. Hacı Bektaş'ın bir tarihi hayatı var. Ama daha çok efsanevi bir hayatı var. Mucizeler yapan bir kişi. Aşıkpaşazade diyor ki, aziz bir kişi. Çepni aşireti arasında görüyoruz onu.
       13. asırda birçok derviş, halk azizleri vardı. Sarı Saltuk Baba, Burak Baba, Taptuk Emre gibi. Hacı Bektaş onlardan farklı değildi. Birdenbire 14. asırda Hacı Bektaş tarikatı, bir halk tarikatı ortaya çıktı. Böylece onun ismi öne çıktı, diğer bütün isimleri bastırdı. Bu tarikat onun müritlerinden Abdal Musa tarafından kuruldu. Hacı Bektaş, ölmeden evvel manevi kızı, Veleyatname'ye göre manevi karısı, (Hacı Bektaş mücerretti, yani evlenmiyordu) Kadıncık Ana'ya bütün kerametlerini nakletti. Bu kadın Abdal Musa ile birlikte bir tarikat kurdu ve buna Hacı Bektaş tarikatı dendi.
       *Bektaşi tarikatının ilk Osmanlı sultanlarının himayesinde olduğu söylenir...
       Evet. Hacı Bektaş'ın şöhretini Gazi Osman ve Gazi Orhan yaptı. Osmanlılarla Hacı Bektaş aynı soydandı. Ortaasya'dan gelen Türkmenlerdendiler. Zannediyorum ki, bunun da rolü oldu. Birdenbire Bektaşiler Osmanlı himayesine girdiler. Osmanlıların zafer döneminde, birçok dervişler gazi oldu. Osmanlıların zaferlerinde yer aldılar. Onların arasında Abdal Musa da vardı. Osmanlılar ilk Bektaşi dervişlerinden Ömer Lütfü Barkan'ın dediği gibi kolonizatör dervişi olarak yararlandılar. Trakya ve Balkanlar'da Bektaşilik çok gelişti. Onların rolü, ele geçirilen yerleri Türkleştirmek ve İslamlaştırmaktı.

Devamını oku...

Sayfa 2 / 2

You are here: Anasayfa