Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Araştırmalar Türkçe

Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Sitesini bağlamaz.

Orta Asya'da Din Meselesine Dair Bazı Gözlemler

Yazdır


20.11.2005
Geçtiğimiz aylarda önce Kırgızistan sonra Özbekistan’da başlayan gelişmeler dikkatlerin yeniden Orta Asya’ya yönelmesine neden olmuştur.
Bölgeye uluslararası güçler tarafından biçilmek istenen hammadde ve pazar olma rolünün yanısıra jeopolitik ve jeostratejik önemi de farklı güç odaklarının bölgeyi bir oyun alanı olarak görmelerine neden olmaktadır. Değişik uluslararası aktörlerin bu oyunu sürdürürken kullanmak istedikleri önemli unsurlardan biri de din meselesidir.

Demek ki bugün Orta Asya’da gerek iç gerekse dış dinamiklerden de güç alan bir din meselesi vardır? ve eğer gerekli önlemler alınmazsa bu sorunun daha da büyüyeceğine bölgeyi bir süre gözlemleyen her araştırmacının görmesi kaçınılmazdır. Bölgede yaşanan siyasi istikrarsızlıklar ve asırlardır yerleşmiş dini yapılanmaya yabancı siyasi-dini akımların Orta Asya’ya özellikle Sovyetlerin dağılması sonrasında oluşan koşullarda girmesi, günümüzde tek tek devletleri değil bütün bölge istikrarını tehdit eden bir boyut kazanmıştır. Bu tehdit unsurunun ortadan kaldırılmasına yönelik gerek bölgede, gerekse uluslararası alanda farklı çözüm önerilerinin tartışıldığı dikkat çekmektedir.

Devamını oku...

Mit ve Gerçeklik Arasında: Alevilikte Ehlibeyt

Yazdır PDF


24.07.2005

Alevilik inanç, ibadet ve kurumlarının esasını oluşturan ehlibeyti ele alan makale, aynı zamanda Alevilikte ehlibeytin son dönemlerde hangi düzlemde ele alındığını da vermeye çalışacaktır. Buna göre makale ehlibeytin Alevilikteki yerinin tarihi ve kültürel boyutundan ziyade mitolojik ve inanç yönünü ele alacaktır. Modernleşme sürecinde yazılı kaynaklarla beslenen Aleviler, tarihi ve mitolojik olan iki ehlibeyt arasında kalmışlardır. Özellikle ehlibeyt konusundaki parçalanan inanç, mitolojik ve tarihi ikilemi sözel kültürün beslediği yazılı edebiyatın oluştuğu süreçte daha belirgin hale gelmiş ve yazılı kültürün sınırlayıcı alanına sıkışmıştır.

In this paper I dealt with “ehlibeyt” the basis of the belief and worship and instituons in Alewiten, as well as the context in which the term is dealt with in recent times. That means I focused on the “ehlibeyt” in Alewiten from the mythological and belief point of views rather than its history and cultural dimensions. Alewiten based on the written sources in modern process are closely pressed between two “ehlibeyt”; historical “ehlibeyt” and mythological “ehli beyt”. Namely verbal culture is transformed to the written culture and the first, being surrounded by the latter, changed in content.

Devamını oku...

YESEVİLİK ARAŞTIRMALARININ SORUNLARI ÜZERİNE BİR DENEME

Yazdır PDF

(04.05.2005)

Bu makale yazarın Yesevilik konusunda çalışmaya başlaması sonrasında 2002 yılı başında bir genel rapor gibi Kazakistan’ın Türkistan şehrinde hazırlanmış ve aynı yıl yayına başlayan Türkologya Dergisi’nde yayınlanmıştır.[2] Hiç şüphe yok ki eksiklikler vardır. Daha sonra bu eksikliklerimizi hem kaynak taramaları ile hem de alan araştırmaları ile tamamlamaya çalıştık.Almatı, Çimkent, Türkistan, Bişkek Taşkent, Namangan, Semerkand gibi önemli merkezlerdeki kütüphanelerde yaptığımız kaynak taramaları ile kendimizi daha da geliştirmeye çalıştık ve hala da çalışmaktayız. Bu süreçte ortaya çıkan diğer makalelerimizi de sizlere sitemizden ulaştırmaya devam edeceğiz.

Konunun uzmanlarının da ifade ettiği üzere, İslam’ın hem bir din hem de bir yaşam biçimi olarak varlığını halk arasında sürdürmesinde sufî tarikatlerin sürekli ve sistemli çalışmaları birinci derecede rol oynamıştır. (Bennigsen, 1988: 76) Bu gerçek Orta Asya’da da, Kafkaslar’da da, Balkanlar’da da, Anadolu’da da böyle olmuştur. Bu sufî tarikatlerden Türk tarihi bakımından en önemlisi olan Yesevîlik ve onunla ilintili konularda yapılan araştırmaların sorunları üzerine bir değerlendirme yapmak ve bu konudaki sorunları ele almanın çözüm üretmek için önşart olduğuna inanıyoruz.

Devamını oku...

CEMEVLERİ TARTIŞMALARI EKSENİNDE GÜNÜMÜZ ALEVİLİĞİNE BAKIŞLAR

Yazdır PDF

(04.04.2005)

Bu makalemizde özellikle 1980-90’lara kadar sözlü kültürel niteliği baskın olan Alevi-Bektaşi toplulukların modernite sonucunda yaşadığı dönüşüm ve bu dönüşüm sonucunda ortaya çıkan tartışma konularından Cem evleri ve Yazılı kültüre geçiş konuları üzerinde durulacaktır. Bizim bu konuları ele alırken izleyeceğimiz yöntem, meseleyi yönlendirme amaçlı veya ideolojik bir metin oluşturmaktan çok, 1996 yılında bu yana sürdürdüğümüz alan araştırmaları doğrultusunda olguları tespite çalışmak şeklinde özetlenebilir.

 

Cem evleri Meselesini Nasıl Anlayabiliriz?

Geçtiğimiz on beş yıl içerisinde yoğun bir şekilde gerek büyük kentlerde gerekse kırsal alanda bulunan pek çok Cemevini ziyaret etme imkanım oldu. Bu ziyaretlerim sırasında buradaki faaliyetleri gözlemledim ve hizmetleri yürüten kişilerle görüştüm. Burada bu gözlemlerimi sunmaya çalışacağım. Bu şekilde zaman zaman yaşanan Cemevleri tartışmalarına katkıda bulunmak üzere burada bu konunun ayrıntılarına değinmek istiyorum. Alevilerin kentleşmesi tarihi yenidir. Bunun tarihsel ve sosyal nedenlerini burada uzun uzun ele almaya gerek yok. Bunu hepimiz biliyoruz. Türkiye kentleşirken herkes gibi Aleviler de yurtiçinde kentlere ve yurtdışındaki ülkelerdeki sanayi merkezlerine akın etti. Aleviler dışındaki vatandaşlar inanç kurum, kuralları ve mekanları konusunda daha az sıkıntı yaşarken, aynı konularda Alevilerin çeşitli sıkıntılarla karşılaştığını biliyoruz.[3] İbadet olarak kabul edilen ritüellerin yapılmasından tutun da, cenazeler kaldırılırken yaşanan çeşitli sorunlara kadar birçok sorun nedeniyle Cemevleri bir sosyal kurum olarak ortaya çıkmıştır. Cem evleri konusunun esas olarak Alevilik konusunun kamuoyunda tartışılmasına paralel olarak 1990’ların başlarından itibaren gündeme geldiğini görüyoruz.

Devamını oku...

Şamanlar (Kamlar)

Yazdır PDF

A. P. Potapov
(09.02.2005)

Hayatlarını çalışarak kazanan Altay Halkının içinde onları sömüren insanlar da vardır. İşte bu insanlar yani Şamanlar, Altay Halkından ruhlar için atlarını, hayvanlarını ve koyunlarını kurban etmelerini talep ederek onları zor bir duruma düşürürler, hatta bazı insanlar’ın bu talepleri karşılamak uğruna iflas ettikleri dahi görülmüştür.

Şamanlar kurbanlığı çeşitli nedenlerle sebeplerle talep ediyordu bu sebepler: İnsanların hastalığında, mallarının azalmasında, zanaatindeki başarısızlığında vb. Altaylı Şamanlar’ın bakış açısı, düşüncesi ilkel dinlerden kalmış. Şimdi ise Şamanlar bu düşüncelerden halkı sömürmek için faydalanmaktadır.

Şamanlar, hayatlarını çalışarak kazanan Altay Halkını gökte, yerde ve yeraltı dünyasında var olan iyi ve kötü ruhların karşısında ne kadar güçsüz ve çaresiz olduklarına inandırdı. İnsanların yaşamlarındaki her olayın neticelerini ruhlara bağlayarak ruhların hayatında her anında etkin rol oynadığını anlattı.

Ruhların en korkuncu ise yer altı dünyasında kara çamurdan yapılmış olan sarayında yaşayan Erliktir.

Onun çenesi iki büyük gemiye benzer, vücudu tüylü, sakalları ise etrafa sallanmaktadır. Bıyıkları ise kulaklarına kadar gelir. Erliğin Kara Boğası vardır ve onun üstüne binerek yer altı dünyasında dolaşmaktadır. Erlik, her sabah dumanla kaplı bir gölden insan kanı içer. Erlik, en korkunç ve en büyük canavardır. O, Altaylılar’ın başarılı olmasına izin vermez ve Şamanlardan sürekli yeni kurbanlar talep eder. Altaylılar, Erlik’in oğullarının yönetimi ve faaliyetleriyle Rus yönetiminin faaliyetlerini karşılaştırarak Erlik’in oğulları için “ onlar bölgenin yöneticisidir.”[1] dediler.

Devamını oku...

Sayfa 14 / 21

You are here: Anasayfa