Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Araştırmalar Türkçe

Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Sitesini bağlamaz.

Burgaz'da Cem

Yazdır PDF

aaa_menekse.gif

Murat Küçük

Bir Lodos’u poyrazı değişmedi Burgaz’ın. Yoksa ne kaldı geriye! İskete kuşları senelerdir uğramıyor. Rumlar çoktan gitti! Bir zamanların İstanbullu bıçkın delikanlısı Papaz Andrea, şimdi on altı kişilik cemaatiyle başbaşa! Güngör Yıldırım’ın, adanın bir ucundaki evinde kaldığımız akşam kopan fırtına ağaçları devirdi, tenteleri savurdu. Sabah, yağmur ve toprak kokularıyla iskeleye inerken uçmuş çatılar gördük.

Güngör Yıldırım, Burgaz’da yaşayan üçüncü kuşak bir Erzincan’lı! Dedesi, Erzincan’ın Hınzoru köyünden gurbete çıkıp Burgaz’ı mesken tuttuğunda, adada hep Rumlar yaşarmış. Akşam olup hava karardı mı gaz lambaları yakılır adanın sokakları böylece aydınlatılırmış. Yıllar boyunca bu işi yapmış. Sonraları tutmuş çocuklarını da getirmiş. Ve bahçelerde, inşaatlarda çalışıp ekmek paralarını çıkartmışlar.

Sait Yıldırım, adaşını adanın bir köşesinde yaşayan “garip bir adam” olarak hatırlıyor: “Siyah bir köpeği vardı. Köpeğin boynuna ufak bir zembil takar, bir de kağıt iliştirirdi. Hayvan, Karamanlı Niko’nun bakkal dükkanında alırdı soluğu. Niko kağıdı okur, artık gazete mi ne istiyorsa zembile takar, köpek koşarak alır getirirdi Sait Faik’e...”

O zamanlar on dört yaşındaymış ve bilmezmiş “meşhur bir yazar” olduğunu. Öldüğünde cenazesi ?işli’den kalkmış. Kalabalık bir tören yapıldığını yazmış gazeteler. Anlamışlar ki, adı Sait Faik’miş, yazarmış!

Devamını oku...

Nüfus Cüzdanlarındaki Din Bölümü Ve Türk Muhafazakarlarının Bilinçaltı

Yazdır PDF

aaa_daire.gif
Aykan Erdemir

MERNİS (Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi) projesi çerçevesinde yenilenecek nüfus cüzdanlarının niteliği üzerine yapılan tartışmalar 2000 yılının Ağustos ayında Türkiye’deki siyasi gündemi oldukça hareketlendirmişti. Ne yazık ki bu kısır siyasi polemikler karşısında, yurttaşlar örgütlü ya da bireysel olarak tepkilerini ve görüşlerini yeterince dile getir(e)mediler. Kanımca, kimlik kartlarıyla ilgili kararların, devletin tekelindeki bir asayiş yöntemi üzerine siyasilerin teknik tartışmaları olarak görülmesi bu sürecin yurttaş denetimi dışına kaçırılmasında etkili oldu. Bu yazıyla hem yurttaşların kendilerini doğrudan ilgilendiren bu düzenlemelerde söz sahibi olmaları yolunu açmak, hem de bu sürecin Türk muhafazakarlarının bilinçaltıyla ilgili bizlere sunduğu ipuçlarını paylaşmak istiyorum.

Devamını oku...

Kızılbaş Alevi Ocakları Hakkında Tartışmalar: Derviş Beyaz Ocağı İle Kureyşan Ocağı Farklıdır!...

Yazdır PDF

Ali Yaman
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bilindiği üzere özellikle geçtiğimiz son on yılda Alevilik konusuna, hem Alevilerin hem de Alevi olmayan toplulukların yoğun ilgi gösterdikleri görülüyor. Bu ilgiye paralel olarak kitaplar ve dergiler yoluyla Alevi kimliğinin yeniden inşa edildiği söylenebilir. Bu çok karmaşık yeniden inşa süreci yeni bilgiler edinilmesine yol açtığı kadar, varolan bilgilerin sorgulanmasına ve çeşitli tartışmalara da neden olmaktadır.

Aleviliğin temel kurumlarından Dedelik kurumu Ocak sistemi şeklinde örgütlenmiştir. Dede aileleri belli ocaklardan soy yoluyla gelirler. Her ocağın Dedeleri ve Talipleri bellidir. Normalde hem Talipler hem de Dedeler arasında farklı ocaklara geçişkenlik sözkonusu değildir.

Ocakların iç yapılanması bakımından en önemli konulardan biri de onların meşruluğunun önemli göstergelerinden olan şecereler konusudur. Şecereler önemli birer üstünlük göstergesi olarak Dede aileleri arasındaki üstünlük tartışmalarında en önde yeralırlar. Dedeler şecereleri olmakla övünürler, olmayanlara yönelik meşruiyet sorununu gündeme getirebilirler.

Devamını oku...

Tahtacılarda Adaklar

Yazdır PDF

aaa_kaz_ayagi.gif
Rıza Yetişen

-Bu bölüm Rıza Yetişen’in İzmir, Narlıdere’de 1986 yılında yayınladığı Tahtacı Aşiretleri (Adet, Gelenek ve Görenekleri), adlı kitaptan alıntı yapılmıştır. Sayın Yetişen’in bu çalışması Tahtacılarla ilgili en önemli çalışmalardandır.- (s. 67-68.)

ADAKLAR

Bu bölümde önce bazı köy adetlerini ve inançlarını anlatacağız: Bunlar da adak ve kurbanlardır. Yurdun her tarafında olduğu gibi burada da çok kederli veya çok sevinçli anlarda, daha ziyade hastalık olduğu zaman (mesela, çocuğun iyi olsun bir katmer, bir pişi, lokma veya bir horoz adağım olsun gibilerde) bir adak adanır. Bu adak çoğunlukla civardaki yatırlardan veya ulu tanınan eski şahsiyetlerden birine, mesela İmam Hüseyin, Abdal Musa, Hamza Baba, Külfeli (Külahlı) Baba gibi bir büyüğe ithaf edilerek onun maneviyetinden şifa veya yardım niyaz olunur. Adak daha ziyade kadınlar tarafından adanarak, erkekler de bunu ne pahasına mal olursa olsun kabullenir; yani erkek bu adağı herhangi bir müsait zamanında yerine getirmeyi iş edinir.

Devamını oku...

Cem Dergisi'ne

Yazdır PDF

Ali Yaman

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Geçmişte kısa bir dönem Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptığım bir dergi ile ilgili istemeyerek de olsa bu yazıyı kaleme alıyorum. Çünkü en azından bundan sonra böyle yanlışlıkların yapılmaması için bu yazımın katkısı olabilir diye düşünüyorum.

Cem Dergisi 109. sayısında sayfa 14’te bulunan resim bana aittir. Alevilik adına yayınlanan bir derginin kul hakkına nasıl uyduğunu ibretle görüyoruz.

koc.gif (189561 bytes)Peki bu resmin Cem Dergisi arşivinde ne işi var. Dilerseniz bu noktayı da aydınlatalım. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi işbirliği ile hazırlanan “Erenlerin İzinden Belgeseli”nin hem metin yazarlığını ve hem de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri danışmanlıklarını üstlenmiştim. Bu resim de bu belgeselin çekimleri sırasında 1 Kasım 1999’da ziyaret ettiğimiz Tunceli’nin Pülümür ilçesi Sağlamtaş (Çirik) Köyü yakınlarındaki bir mezarlıkta çektiğim koç başlı mezar taşlarındandı. Daha sonra bu filmleri tab ettirdim ve bu resim film negatiflerim içerisinde 8 numarada bulunmaktadır. Daha sonra o dönemde Cem Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olan Murat Küçük benden bu gezileri dergide yazmamı istedi. Ben doktora tez çalışmalarımın yoğunluğuna karşın kendisine iki makale hazırladım ve makaleleri götürdüğümde gezi sırasında çektiğim resimlerden de götürdüm. Resimleri makalelerimde kullanabileceklerini sonra da iade etmeleri gerektiğini ifade ettim. Onlar da kabul ettiler. Birinci makalem sayı 96, 34-36. sayfalar arasında “Seyyid Baba’dan Üryan Hızır’a, Kısas’tan Kantarma’ya... Ziyaretler, Ocaklar...” adıyla yayınlandı. Bu makalemle götürdüğüm resimlerden ikisi yayınlandı. Konunun devamı niteliğindeki ikinci makalem de “Derviş Muhammed’den Ağuiçen’e, Pir Sultan’dan Baba Mansur’a Ziyaretler Ocaklar ” adıyla sayı: 97, 36-37. sayfalarda yayınlandı. Bu makalemle de götürdüğüm beş resim yayınlandı. Bu iki makalemde de götürdüğüm resimlerin yayınlanması doğrudur. Çünkü öyle söylemiştim sayın Murat Küçüke. Daha sonra benim resimlerim iade edilmedi. Dergi arşivinde kaldı. Hadi neyse kalsın. Ama bir bakıyorum ki derginin 108. sayısında hiç iznim alınmadan ve isim de belirtilmeden Tunceli’de çektiğim resim kullanılıyor.

Devamını oku...

Sayfa 10 / 21

You are here: Anasayfa