Alevilik ve Bektaşilik Araştırmaları Sitesi

  • Full Screen
  • Wide Screen
  • Narrow Screen
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Araştırmalar Türkçe

Makalelerde yer alan görüşler yazarlarına aittir. Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları Sitesini bağlamaz.

Kırsal Kesimdeki Değişme Sürecinde Alevi Aile Yapısında...

Yazdır PDF

aaa_koyun.gif

Ali Aktaş


I . GİRİŞ

Ülkemiz, Ortodoks İslam (Sünni) gelenekte bir ülke olarak bilinmektedir. Türklerde, her zaman Ortodoks İslam'ın (Sünniliğin) savunucu olarak bilinen Osmanlıların mirasçıları sayılmaktadır. Bundan dolayı Osmanlı İmparatorluğu dönemi, İslam’ın yayılış evrelerinin en parlaklarından biri kabul edilmektedir. Bu dönemde, eski "halifenin" yerini alan "Osmanlı Sultanı", bütün Müslümanların güçlü koruyucusu ve Allah'ın yeryüzündeki gölgesi sayılmıştır. Ancak bununla birlikte, yalnız yabancı gezgin ve ziyaretçilerin değil, ister görmezden gelen ister görmemiş olsun, kentte yaşayan Sünni Türk'ün de gözünden kaçan bir gerçek vardır. Bu Anadolu nüfusunun büyük bir bölümünün "Heterodoks" bir İslam'a, hatta “Ortodoks İslam” ile ancak pek az ilişkisi bulunan inançlara bağlı olduğu gerçeğidir. Bu olgu, yalnız Anadolu'ya özgü bir durum değildir; İran'da öncelikle İran Azerbaycan'ında, bir zamanlar Karakoyunlu Türkmenlere ait olan bölgelerde de görülmektedir.

Anadolu’da görmezlikten gelinen heterodoks yapıdaki Alevi inancının kökeni eskidir ve şüphesiz, Türk(men)lerin henüz İslamlaşmadığı dönemlere dayanmaktadır. Yani Alevilik tek bir günde doğmuş değildir; oluşumunda birçok evreler vardır. Gelişimi yüzyıllar boyu sürmüştür. Aleviliğin kaynakları farklı bir çok öğenin birleşimidir. Bu bakımdan, Alevilik bir senkretizm'dir (karışımdır) denilebilir. Alevilik, İslamiyet cilası altında köklü bir kültür ve inanç karışımlarını içinde barındırmaktadır. Yani Alevilik, birbirine aykırı birçok öğenin karışa geldiği, örf-dışı ve dili Türkçe olan heterodoks yapıda bir halk öğretisidir. Bununla birlikte, halka dayalı, bu öğretinin yanında, halk kitlelerinden az ya da çok ayrı düşmüş kollarıda bulunmaktadır.

Devamını oku...

Kaz Dağında Sarı Kız Efsanesi Hakkında

Yazdır PDF

aaa_kaz_ayagi.gif
İlginizi çekeceğine inandığımız ve kolay kolay bulunması mümkün olmayan bu yazı Gıyas Yetkin'in 1939'da Balıkesir'de yayınlanmış EDREMİT adlı kitabının 74-78 inci sayfalarından alınmıştır.

Kaz Dağı:

Edremit’in şimali garbisinde ve Ağunya’dan başlayarak Behram hatta baba burnunda nihayetlenen bir silsilenin en yüksek kısmıdır.

En yüksek tepesi eski adıyle (Gargaros) resmi adıyle (Kartal Tepe) mahalli tabirle (Baba Tepe) dir.

İkinci derecede yüksek olan yer meşhur Sarı Kız tepesidir. Eski ismi (İda)dır. Bu dağın Kaz Dağı adını almasında bu tepe hakkında efsaneler başlıca amil olmuştur.

Üçüncü derecede yüksek olan da (Bakla Tepe)dir buna yassı bağ da denilir. Emsalsiz güzelliklerle dolu olan Kaz Dağı’nı hakkıyle tarif edebilmek kabil olamamakla beraber bu güzel yurt köşesini aşağıdan yukarıya doğru tetkik etmek daha doğrudur.

Edremitten Kaz Dağı’na çıkmak için başlıca beş yol vardır. Paşa Sultan, Zeytinli, Kızıl Keçili, Avcılar, Altınoluk, yollarıdır. Bunların içinde en yakın yol Zeytinli yolu olduğu gibi o kadarda dik değildir. Hatta bu yolda (Tomruk yolu) denilen ekseriya patika ile birleşen geniş bir yol vardır ki buradan iki tekerlek üzerinde öküzler koşarak Tomruk denilen keresteler indirilir. İşte bu yol ufak bir himmetle otomobil yolu haline girebilir. Çünkü bu yol güzergahında uçurum yok denilecek kadar azdır. Diğer yollar köylere mahsus olmakla beraber bu yol dağın başka başka manzaralarını mevkilerini sularını gösterir...

Devamını oku...

Ocak Köyünde Sultan Nevruz

Yazdır PDF

aaa_cicek.gif
Ali Yaman

Türkiye’de pek çok konu olduğu gibi Nevruz konusu da bir polemik konusu olarak yıllardır sürer gider. Oysa tarafgirlik bırakılıp herkes kendince nasıl inanıyorsa o şekilde inanmayı sürdürse ve doğrusu budur diye kimseye akıl vermeye kalkmasa ne kadar güzel olacak.

Nevruz’u başka topluluklar ne için kutlarlar bu bizi ilgilendirmiyor. Nevruz’un kökenini nasıl istiyorlarsa öyle kabul etsinler, buna da saygı duyuyoruz. Bir olayın kökeninin farklı bakış açılarıyla değerlendirilmesi varsın olsun. Yeter ki bir görüş diğerini yok saymaya, küçümsemeye kalkmasın.

Nevruz’u biz ne için kutluyoruz. Dilerseniz birkaç cümleyle bu konuya açıklık getireyim. Bizim köyümüz Erzincan, Kemaliye ilçesine bağlı Ocak Köyü’dür. Bu köy bir Türk köyüdür ve 12 hane de Dedesoylu aile bulunmaktadır. Karaca Ahmet’in oğlu olan Hıdır Abdal’ın türbesi de Ocak Köyü’ndedir. Eskilerden aktarılanlara göre Sultan Nevruz her yıl 21 Mart’ta kutlanır. 21 Mart günü akşamı bir Cem yapılır. Bu ceme de “Sultan Nevruz Cemi” adı verilir. Sultan Nevruz olarak adlandırılan bu günde sözlü geleneğe göre bir çok olay olmuştur.

Bunlar şu şekilde özetlenebilir:

  1. Tanrı’nın dünyayı yarattığı gün.
  2. Hz. Ali’nin doğduğu gün.
  3. Hz. Muhammed’in yerine Hz. Ali’yi Gadir-hum’da atadığı gün.
  4. Bahar’ın başladığı gün.
Devamını oku...

Alevilikle İlgili Sorunlar

Yazdır PDF

aaa_cem.gif
Reha Çamuroğlu

Uzun yıllar sonra, Türkiye’de, Alevilikle ilgili bazı sorunlar olduğu, artık genel bir kabul görmüş durumdadır. Hala belirli düzlemlerde eski alışkanlıkların yansıması olarak, sorun yoktur denildiğinde, sorunun ortadan kalkacağına inananlar varsa da, bugün Alevilik konusunda bunlar iyice azalmıştır. Sorunların olduğunu kabul etmek, geçmişe göre önemli bir ilerlemeye işaret etse de, artık yeni bir aşama ve anlayışa varmamız gerektiğini de gözler önüne sermektedir. Bu yazımda, Alevilikle ilgili sorunlarımızın en temel olduğunu düşündüklerimden birine işaret etmeye çalışacağım. Bu, Aleviliğin, bizatihi kendisiyle, Türkiye toplumunda Alevilikle ilgili sorunlar olarak algılanan konuların birbirine karıştırılmasından kaynaklanan bir meseledir.

Alevilik, herşeyden önce dinsel bir olgudur. Alevilik, gelişen ve yayılan islamiyetin bağrında ortaya çıkmış, egemen islam anlayışının dışında kalmış, daha sonra birtakım bazı özellikler kazanarak zenginleşmiş, bağdaştırmacı(syncretistic), bir marifet (gnosis) yolunun adıdır. Bugün Alevilikle ilgili tanımlar yapılmaya çalışılırken mezhep, tarikat, meşrep gibi bazı kavramlar kullanılmaya çalışılmakta, bunlardan hangisinin Alevilikle daha iyi örtüştüğü tesbit edilmeye çalışılmaktadır. Aleviliğe yabancı bir terminolojiyle Alevilik tanımlanamaz. Bu nedenle, ben, Aleviliğin kendi terimini, kendisi için kullandığı “yol” terimini tercih ediyor ve tavsiye ediyorum. Alevilik tarihinde elbette rol oynayan en önemli etken bu inancın kendisi olmuştur. Ama ortada böyle bir inanç farklılığı varken, toplumda Alevilik sorunları denilen, böyle hissedilen sorunları bir çırpıda bu inanç farklılığına yorumlamak büyük bir kolaycılık ve bazen de tehlikeli bir yoldur. Herşeyden önce şunu açıkça ortaya koymalıyız; ortada duran inanç farklılığı, “Siz de müslümansınız, kabul ettik”, “Biz de Hazreti Ali’yi çok severiz” denilerek geçiştirilebilecek bir mesele değildir. Meseleyi böyle ortaya koymak bir samimiyetsizliği değilse eğer, tam bir cahilliği sergilemektedir ki, biz muhataplarımızın cahil olmadığını biliyoruz. Geçelim bunları...

Devamını oku...

Kerbela Bir Destandır. (Muaviye, Yezid ve Kerbela)

Yazdır PDF

aaa_turbe.gif
Ali Yaman

Not: Muharrem Orucu nedeniyle Editörümüz Ali Yaman tarafından hazırlanmış ve 1994 yılında üç bölüm halinde Cem Dergisi’nde yayınlanmış çalışmasını sunuyoruz. Burada Dipnotlar verilmeyecektir.

 

Pir Sultan Abdal şöyle sesleniyor:

Gündüz hayalimde gece düşümde
Gel dinim imanım İmam Hüseyin
Yılın oniki ay sabah seherinde
Her dertlere derman İmam Hüseyin

Dividim var kalem tutmam elimde
Hakkın kelamın okurum dilimde
Muhammedin sancağının dibinde
Salınır da mazlum İmam Hüseyin

Pir Sultan ne güzel bulmuş yerini
Ben pirime kurban verdim serimi
Muaviye oğlu Mülcem soyunu
Sürülsün dergahtan der İmam Hüseyin

Devamını oku...

Sayfa 7 / 21

You are here: Anasayfa